Kas
11
2019
--

Doğum günün yerden göğe kadar kutlu olsun…


11 Kasım: Canım, biriciğim, güzeller güzeli çevirmen Duygu Gündeş‘in doğum günü! Biricik-mu‘yu yerden göğe kadar özlüyorum ve kalbimde yaşatıyorum. Duygu’ya ağıt olarak kaleme aldığım Ölümcül Defter‘i bit.ly/olumculdefter adresinden okuyabilirsiniz. Ayrıca, Duygu’nun bilinen tüm edebiyat çalışmalarını şurada toplamaya çalışıyorum: http://duygugundes.info (Zafer Yalçınpınar)


(Kupür: 11 Kasım 2019, Sözcü Gazetesi, Türkiye Baskısı)


Duygu Gündeş’in Çeviri Şiirler‘i şurada;
bit.ly/cevirisiirler


Duygu Gündeş’e Ağıt, Ölümcül Defter şurada;
bit.ly/olumculdefter

Kas
03
2019
--

Siyah İçi ve ‘Ölümcül’ Bir ‘Ağıt Defter’


Duygu vefat edeli 8 ay oluyor. Biricik-mu‘yu yerden göğe kadar özlüyorum. Bu yazdığım defter bir ağıt… Siyah içi bir Ölümcül Defter yazarak, bu defterin başında düşünerek ölüm denen şeyi anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum…” (Zy)



Ölümcül Defter,Zafer Yalçınpınar
UPAS Yayın, Eylül 2019, 55 Sayfa
Okumak için: bit.ly/olumculdefter



Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm kitaplarını http://zaferyalcinpinar.info adresinden okuyabilirsiniz. Upas Yayın ise şurada; upas.evvel.org

Eki
18
2019
--

Duygu’ya ithafen… Kötü Şiir…


Kötü Şiir‘i okumak için: bit.ly/kotusiir
Ölümcül Defter‘i okumak için: bit.ly/olumculdefter
Duygu Gündeş kimdir: http://duygugundes.info

Eyl
08
2019
--

“Ölümcül Defter” (Zafer Yalçınpınar)


“İnsanlığı hakikate mıhlayan,
kara duygulu ve ölümcül bir defter…”


Ölümcül Defter,Zafer Yalçınpınar
UPAS Yayın, Eylül 2019, 55 Sayfa
Okumak için: bit.ly/olumculdefter



Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın’ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden, Yalçınpınar’ın tüm kitaplarını ise http://zaferyalcinpinar.info adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Ağu
08
2019
--
Haz
26
2019
--

Duygu Çiçekleri (Yaz, 2019)


Duygu‘nun çiçeklerinden… Duygu çiçeklerinden…
Bkz: http://evvel.org/ilgi/duygu-gundes

May
05
2019
--

Duygu Çiçekleri (2019)

“Duygu’nun çiçekleri… Duygu çiçekleri…”
Ederlezi, 2019, duygugundes.info

May
03
2019
--

Artistik Bellek // #18 // Mayıs 2019


Artistik Bellek‘in Mayıs 2019 tarihli 18. sayısı yayımlandı.

(Fanzin kapsamında, geçtiğimiz Ocak ayında kaybettiğimiz
çevirmen Duygu Gündeş anısına hazırlanmış özel bir sayfa da bulunuyor.
Berk Cömert‘e dostane ve düşünceli yaklaşımı için çok teşekkür ederiz.)

Nis
11
2019
--

YIĞIŞIM

Duygu,
sen yokken
manzaraları görmüyorum

oysa
gökyüzü
hatırlanabilir
bir
şeydi

Zafer Yalçınpınar
10 Nisan 2019


Yalçınpınar’ın tüm şiirleri: http://bit.ly/zypsiir

Mar
20
2019
--

“Sonnet XXV” (Pablo Neruda)

Çeviren: Duygu Gündeş
Üvercinka Dergisi, Mart 2019,No. 53

Duygu Gündeş’in Çeviri Şiirleri:
bit.ly/cevirisiirler
Mar
06
2019
--

Tarihinsancısı 2 yaşında! (Âh… âh… âh!)


Âh… âh… âh! Tarihinsancısı yayımlanmasının üzerinden iki yıl geçmiş. Âh! Bu kitabın “Sol Kalbim” bölümündeki tüm şiirler Duygu Gündeş‘le birlikte yaşanmıştır ve daima Biricik-mu‘ya (biriciğime, Duygu’ya) ithafen yazılmıştır. Âh! Zihnime ve ruhuma mıhlanan bir ‘büyük yokluk’ görüyorum şimdi.. Sonra bu yokluğun sıkıntılı acısını kalbimde hissediyorum. Âh! Okumak isteyenler için Tarihinsancısı‘nın tam metni şurada duruyor, duracak, ölümsüzlüğü mıhlayan bir ‘âh’ gibi; bit.ly/tarihinsancisi

Zafer Yalçınpınar
Mart 2019


Zafer Yalçınpınar, “Tarihinsancısı”
Pasaj69 YAYIN, Şubat 2017, 43 Sayfa, Şiir
Okumak için: http://bit.ly/tarihinsancisi


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm şiir kitaplarına http://bit.ly/zypsiir adresinden -pdf dosyası biçeminde- ulaşabilirsiniz.

Mar
02
2019
--

Upas’ta; “Yerli Quetzal” (Göktürk Yaşar)

(Duygu Gündeş için…)

1/
Seni unutmayacağım.
Seni unutmayacağım

2/
“Ve artık ben bu iniltili insan derisi içindeki resmi görebiliyorum…”

Aralıktı
Tohumlar hâlâ donuk
(…)


Göktürk Yaşar‘ın Duygu Gündeş‘e ithafen kaleme aldığı “Yerli Quetzal” adlı şiirin tam metnine http://upas.evvel.org/?p=715 adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
25
2019
--

“DUYGU GÜNDEŞ şiirlerle anılacak…” (26 Şubat 2019 Salı, Saat: 19.00-22.30, Kadıköy-KargART)


Geçtiğimiz ay Kadıköy’de hayatını kaybeden biricik çevirmenimiz, canımız Duygu Gündeş, 26 Şubat Salı günü 19.00-22.30 saatleri arasında KargART’ta (Karga Bar’da) şiirlerle anılacak… Anma programı kapsamında Upas Yayın ile Karga Mecmua‘dan yazar ve şairler, Duygu Gündeş’in dünya edebiyatından çevirdiği şiirleri ve çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanan yazılarını okuyacak.


Facebook Etkinlik Bağlantısı:
https://facebook.com/events/2039287329503146

KargART/KargaBar şurada;
Caferağa Mahallesi, Kadife Sk. No:16,
Kadıköy/İstanbul, Tlf: (0216) 449 17 25
https://maps.app.goo.gl/dCkCR


Duygu Gündeş’in Tüm Edebiyat Çalışmaları:
http://duygugundes.info

Duygu Gündeş’in Çeviri Şiirleri:
http://bit.ly/cevirisiirler

Şub
25
2019
--

Canımız, biriciğimiz Duygu Gündeş’i yitirdik…

Canımız, biriciğimiz, güzeller güzeli çevirmen Duygu Gündeş, 26 Ocak 2019 tarihinde Kadıköy’de hayatını kaybetmiştir. Duygu’nun Çeviri Şiirler adlı eserini Eylül 2018’de yayımlamıştık. Duygu için gerçekleştireceğimiz anma programına dair bilgiler önümüzdeki günlerde hem web sitemizden hem de sosyal medya platformlarımızdan duyurulacaktır. (Zafer Yalçınpınar)

Duygu Gündeş (1976-2019)

10 Kasım 1976 tarihinde Ankara’da dünyaya gelen Duygu Gündeş, 1994’te Kadıköy Anadolu Lisesi’nden, 1996’da İstanbul Üniversitesi Turizm Otelcilik Meslek Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 2005 ile 2007 yılları arasında Kanada’da yer alan Güney Alberta İngilizce Dil Vakıfları’nın “Amerikan Edebiyatı ve Yaratıcı Yazarlık” bölümünde eğitimini sürdürdü. Çevirileri ve yazıları birçok edebiyat platformunda (Kaçak Yayın, Yeni Harman, Koridor, Patika, EVV3L, Karga Mecmua, Üvercinka) yayımlanan Duygu Gündeş’in “Psikopat, Keith Ablow” (Pegasus Yayınları, 2008) ile “Duman Hırsızı, Shana Abe” (Erko Yayıncılık, 2007) adında iki roman çevirisi de bulunmaktadır.

Yaşamının büyük bölümünü İstanbul Kadıköy’de (Fenerbahçe-Dalyan ve Erenköy-Ethem Efendi’de) geçiren Duygu Gündeş, 26 Ocak 2019 tarihinde Kadıköy’de yaşamına son vermiştir. Bilinen tüm çevirileri ve yazıları duygugundes.info adresinde toplanmıştır.


Çeviri Şiirler, Duygu Gündeş
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 30 Sayfa
(2. Edisyon, 3 Şubat 2019)
Okumak için: bit.ly/cevirisiirler


William Blake, Charles Bukowski,
Leonard Cohen,
Emily Dickinson,
George Eliot, John Milton, Pablo Neruda,

Carl Sandburg, Sappho, Robert Snyder,
Humbert Wolfe,
Andrei Voznesenski,
William Butler Yeats


“Yeni Harman ve Kaçak Yayın gibi edebiyat dergilerinden tanıdığımız Duygu Gündeş‘in 2000’li yılların başından günümüze özenle gerçekleştirdiği şiir çevirileri (13 şairden 21 şiir) bu kitapta bütünleniyor. Çeviri Şiirler, William Blake‘den Charles Bukowski‘ye uzanan geniş bir yelpazede edebiyatın güçlü şairlerinden imgesel kıvılcımlar yansıtıyor.”

Şub
23
2019
--

Kadıköy Şiiri

Duygu Gündeş için…
_________________daima…


üst üste apartman çadırlarında
sabahın gökyüzünü bekliyoruz.
insansız imar planlarının içinde,
korkudan ölmüş bir vaziyette

veya
yalanlarla
yağmurlanmış
kasis deliği yolların
tam ıslak ortasındayız.

ağaçlar akarken gözlerimizden
ve güneş alırken gözlerimizi,

azınlıkların avukatlarıyla yağmaladığı
göç haritalarıyla planlı ve açık alınlı
yeni Körler Ülkesi’ne sığmayız.

özlemlerimizin baharında beyazlanan bir son
“Ümraniye’de mezarlarımız bulunur dom!”

Zafer Yalçınpınar
14 Şubat 2019

Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine ve şiir kitaplarına http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
06
2018
--

“Çeviri Şiirler” (Duygu Gündeş)

 

Çeviri Şiirler, Duygu Gündeş
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 30 Sayfa
Okumak için: bit.ly/cevirisiirler


William Blake, Charles Bukowski,
Leonard Cohen,
Emily Dickinson,
George Eliot, John Milton, Pablo Neruda,

Carl Sandburg, Sappho, Robert Snyder,
Humbert Wolfe,
Andrei Voznesenski,
William Butler Yeats


“Yeni Harman ve Kaçak Yayın gibi edebiyat dergilerinden tanıdığımız Duygu Gündeş‘in 2000’li yılların başından günümüze özenle gerçekleştirdiği şiir çevirileri (13 şairden 21 şiir) bu kitapta bütünleniyor. Çeviri Şiirler, William Blake‘den Charles Bukowski‘ye uzanan geniş bir yelpazede edebiyatın güçlü şairlerinden imgesel kıvılcımlar yansıtıyor.”


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Şub
11
2018
--

Çeviri/Şiir: “Sonbahar” (Humbert Wolfe)

Çeviren: Duygu Gündeş
Üvercinka Dergisi, Sayı:40, Şubat 2018
(Not: Bu şiir Türkçe’deki ilk Humbert Wolfe çevirisidir.)


Duygu Gündeş‘in diğer çevirilerine ve edebiyat çalışmalarına
http://duygugundes.info adresinden ulaşabilirsiniz.


Oca
20
2018
--

“Çimen” (Carl Sandburg)

CARL SANDBURG
Çeviren: Duygu Gündeş
Üvercinka Dergisi, Sayı:39, Ocak 2018

Eki
17
2017
--

Duygu Gündeş’in Edebiyat Çalışmaları (Şiirler, Çeviriler, Anlatılar…)


“EVV3L’in sıkı dost ve takipçisi çevirmen Duygu Gündeş‘in 2000’li yılların başından günümüze kadar gerçekleştirdiği edebiyat çalışmalarını içeren arşiv sitesi duygugundes.info adresinde yayın hayatına başladı. Duygu Gündeş’in yazılarının yanı sıra, William Blake, Emily Dickinson, John Milton, George Eliot, Pablo Neruda, W. B. Yeats, Andrei Voznesenski gibi çağdaş şairlerden şiir çevirilerinin yer aldığı siteyi duygugundes.info adresinden incelemenizi öneriyoruz. İyi okumalar dileriz.” (Zy)



Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan tüm Poetika Çalışmaları’na http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
12
2017
--

“9. Kadıköy Kitap Günleri Üzerine İzlenimlerim” (Zafer Yalçınpınar)

2006 yılında, TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nın onur konuğunun ‘Doğan Hızlan’ olarak belirlenmesiyle (bu türden bir liyakatsizliğin onurlandırılmasıyla) birlikte kitap fuarlarına aktif olarak katılmamaya karar verdim. Sahaflar ve sahafiye/koleksiyon kitapları çerçevesinde gerçekleştirilen birkaç türev etkinliği saymazsak, kitap fuarlarına katılmamak yönündeki kararımı 11 yıl boyunca sıkı sıkıya uyguladım. 11 yıl boyunca hiçbir kitap fuarını gezmedim, hiçbir panele veya ödül törenine dinleyici olarak katılmadım, herhangi bir kitap fuarından bir adet kitap bile satın almadım ve yayımlanmış/basılı kitaplarımı herhangi bir fuarda veya yayınevi standında satışa sunmadım.

Ancak, bu yıl -biraz da kaderin cilvesiyle- gönlünü kıramayacağım ve tüm edebiyat çalışmalarını çok önemsediğim bir editör dostumun zorlamasıyla, 4-9 Haziran 2017 tarihleri arasında (6 gün), 9. Kadıköy Kitap Fuarı’na katılmak durumunda kaldım. Bu zorunlu katılım, kitap fuarları kapsamında sergilenen kötücül “endüst-realite”ye dair bir şeylerin değişip değişmediğini anlamak ve biraz da 2000’li yılların başındaki üniversite öğrenciliğim boyunca ulaşımda kullandığım Haydarpaşa Tren Garı ile anılarımı hatırlamak/tazelemek için iyi bir fırsat oldu.

Hemen söyleyeyim: Kitap fuarlarında hiçbir şey değişmemiş! Okurlarıyla, yazarlarıyla, yayınevleriyle ve belediyesiyle birlikte sergilenen bu tuhaf âyin daha da kötücül bir “endüst-realite” doğrultusunda korkutucu boyutlara ulaşmış. Ülkemizin genelinde olduğu gibi kitap fuarlarında da “nitelik/liyakat/içerik” gerilemiş “yok” denecek kadar azalmış, buna karşın “nicelik/popülizm/sayısallık” üssel olarak artmış. Bu kötücül durumun birçok nedeni var ancak bunlarla uğraşacak, bu nedenleri örnekleriyle birlikte tek tek anlatacak fazladan zamanım yok. Ki zaten, iktidardaki tipolojiyi yıllarca ve sayfalarca anlattık. Aynı tas, aynı hamam…

“Peki, madem öyle, 9. Kadıköy Kitap Günleri kapsamında sen neler yaptın?” denebilir. Yapıp ettiklerimi parçalı biçemde paylaşıyorum:

Kitap Günleri’nde, genel olarak Cemal Süreya Derneği ile Broy Yayınevi standının çevresindeydim. Derneğin standında -4 Haziran 2017 Pazar günü- elimde bulunan çok az sayıdaki ‘Rüzgâr Defteri’ ve ‘Tarihinsancısı’ adlı kitaplarımın basılı nüshaları için imza günü gerçekleştirdim.

Cemal Süreya Derneği ile Broy Yayınevi çevresindeki en büyük kazanımım Mecit Ünal’la tanışmak oldu. 2000’li yılların başında “Sessizlik Saati” adlı şiir kitabını büyük bir hayranlıkla okuduğum Mecit Ünal, şair-yazar kimliğinin yanı sıra Kaz Dağı Çevre Koruma Dayanışması’nı temsilen Kitap Günleri’ne gelmişti ve yüksek sesle, iki büyük pankartla “Zeytinime Dokunma!” diyordu. Ayrıca, B Salonu’nda gerçekleştirilen iki önemli açık oturumda (Demirtaş Ceyhun ile Cemal Süreya’nın odak alındığı geniş katılımlı söyleşilerde) Mecit Ünal’la birlikte konuşmacı olarak bulunduk. Her iki konuşmada da Mecit Ünal’ın söylemlerinin ekseninde “dil hassasiyeti, anti-emperyalist mücadele, doğa, çevre, şiir, kültür ve tarih ilişkisi” bulunuyordu. Bununla birlikte, gerçekleştirilen söyleşilerin tümünde “zeytinlik alanların yok edilerek maden ile sanayi kuruluşlarına imtiyaz verilmesine ilişkin yasa tasarısına” karşı sürdürülen mücadeleyi anlattı ve yüksek sesle “Soframızda zeytin görmek istiyoruz, termik santral değil!” dedi.

7 Haziran 2017 tarihinde İlyas Orak ve Hüseyin Alemdar’la birlikte şair, çevirmen ve grafik sanatçısı Sait Maden’in yaşamına odaklanarak eserlerindeki imgesel gücün incelendiği “Şiirin Yeryüzü Konuğu: Sait Maden” başlıklı bir açık oturum gerçekleştirdik. Açık oturumda Sait Maden’in yaşamı boyunca tasarımını gerçekleştirdiği özel yazı tipleri, logolar, afişler ve kitap kapakları teknik ayrıntılarıyla birlikte tanıtıldı. İlyas Orak, grafik sanatı çerçevesinde Sait Maden çalışmalarının üstünlüğünü vurgularken, Hüseyin Alemdar, Sait Maden’in poetikasını Türk ve dünya şiirindeki örneklerle karşılaştırmalı olarak inceledi. Sait Maden’in Türkçe’ye armağan ettiği Paul Eluard, Charles Baudelaire, Pablo Neruda ve Federico Garcia Lorca gibi ünlü dünya şairlerinden çevirileri, ‘imgesel alan derinliği’, ‘şiirsel yük’ ve ‘şiir dili’ kavramlarıyla birlikte kapsamlı olarak anlatmaya çalıştım.

Cemal Süreya Derneği ile Broy Yayınevi çevresinde Zuhal Tekkanat, Aydan Ay, Melodi Aksoy, Duygu Gündeş, Seyyit Nezir, Rasim Savak, Mustafa Işık, Beyazıt Kahraman, Hüseyin Alemdar, İbrahim Hacıbektaşoğlu, Tamer Tezin ve Berkiz Berksoy ile derinlemesine sohbetler gerçekleştirdik; Cemal Süreya’nın hayatı, edebiyat, şiir, kültür-sanat, çeviri ve yayıncılık üzerine karşılıklı olarak fikir paylaşımlarında bulunduk. Ayrıca, Cemal Süreya Derneği standında bulunan Üvercinka Dergisi’nin tüm sayılarını ve Cemal Süreya’nın eserlerini de tekrardan inceleme fırsatı buldum.

Kadıköy Kitap Günleri kapsamında en çok alışverişi Sel Yayıncılık standından gerçekleştirmişim: Sel Yayıncılık’ın ünlü ‘Geceyarısı Kitapları’ serisinden ‘Emile Zola-Kim Nasıl Ölüyor?’, ‘Honore De Balzac-Paris’ten Cava’ya Yolculuk’, ‘Kazimir Maleviç-İnsanın Esas Gerçekliği: Tembellik’, ‘Jules Renard-Yazmak Üzerine Notlar’ adlı kitapları satın almışım. Bununla birlikte, uzun zamandır bulamadığım ve 2012 yılında Sel Yayıncılık tarafından yeniden yayımlanan ‘Salâh Birsel-Şiir ve Cinayet’ başlıklı kitaba da erişmenin mutluluğunu yaşadım. Yapı Kredi Yayınları’nın ‘Doğan Kardeş Seçme Şiirler’ serisinden ‘Oktay Rifat-Bir Aşka Vuran Güneş’ ile ‘Fazıl Hüsnü Dağlarca-Dağ Uykusu’ adlı şiir seçkileri,  Everest Yayınları’nın ‘Keşif’ serisinden Orhan Kemal’in ‘Unutulmuş Öyküler’i, Broy Yayınevi’nin standından ‘Sait Maden-Çağdaş  İspanyol Şiiri’ ile gene Sait Maden tarafından yayıma hazırlanarak F. G. Lorca’nın yaşamını ve ölümünü anlatan ‘Cinayet Granada’da İşlendi’ adlı kitaplar satın aldığım sıkı eserlerdi. Eski iş arkadaşım Koray Löker’in sıkı editörlüğünde Kara Plak Yayınevi kapsamında yayımlanarak caz müziği üzerine müzisyen ve eleştirmenlerle çeşitli söyleşileri içeren ‘Batu Akyol-Caz Çok Zor’ adlı kitabı satın almak, hem eski bir dosta selâm vermek hem de Türkiye’deki caz aurasını tekrardan okumak anlamında çok önemliydi.

Kadıköy Kitap Günleri’nde bulunduğum son gün (9 Haziran 2017) Seyyit Nezir’in yayına hazırladığı Üvercinka Dergisi’nin 32. sayısı matbaadan çıktı ve Cemal Süreya Derneği standında okuyucusuyla buluştu. Böylelikle, Üvercinka Dergisi’nin yeni sayısında yayımlanan ‘Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı’ başlıklı yazım da Kadıköy Kitap Günleri’ne ‘selâm çakmış’ oldu!

Sonuçta, 9. Kadıköy Kitap Günleri kapsamında bir kavga-gürültü çık(ar)madan gözlem/katılım sürecimi tamamladım. Elbette, dile getirmek istediğim -meclisten dışarı- bir sonsöz var:

“Bu tip kitap fuarlarına bir şekilde dahil olan (düzenleyen, yayımlayan, katılan, konuşan, dinleyen ve satın alan) yüz binlerce insan, işbu fuarların odağı olan kitaplardaki özü/hakikati doğru bir biçimde anlayarak okusalardı ve içselleştirebilselerdi, coğrafyamızın fikir ve edebiyat atmosferi böylesine kötücül bir ‘endüst-realite’ye maruz kalmazdı!”

Kadıköy Kitap Günleri’nde bir adet 50 cl. pet şişe su 1 TL bedelle satılıyordu. Buna karşın, bir kez tuvalet kullanım bedeli 1,5 TL’ydi. Demek istediğimi anlatabildim mi, bilinmez!

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar
12 Haziran 2017, Haydarpaşa


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden ulaşabilirsiniz. Kitap incelemeleri ise http://evvel.org/ilgi/kitap-incelemeleri adresinde bulunuyor.

Kas
13
2016
--

“Beni Sevmek Zorunda Değilsin” (Leonard Cohen)

Her zaman istediğim
tek kadın olsan da
beni sevmek zorunda değilsin
her gece seni izlemek için doğmuşum ben
ve seni seven birçok adamdan
biriyim sadece

Bir akşam yemeğinde buluşuyoruz seninle
avuçlarını alıyorum ellerimin arasında
eski bir taksinin içinde
sonra uyanıyorum tek başıma
Disiplin Oteli’nde
ellerim yokluğunun üzerinde

Tüm bu şarkıları senin için yazdım ben
iki mum yaktım, biri kırmızı, diğeri siyah
biri kadın, diğeri erkek
iki sandal ağacının dumanıyla evlendirdim onları
senin için dua ettim
beni sevmen için dua ettim
beni sevmemen için dua ettim

Leonard Cohen
Çeviri: Duygu Gündeş

Mar
08
2016
0

“Eduardo Galeano’nun Kadınlar’ı ve İnsanlık Tarihi” (Duygu Gündeş)

galeano-foto

Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Uruguay’lı yazar Eduardo Galeano’nun “Kadınlar” adlı kitabı Süleyman Doğru’nun çevirisiyle Sel Yayıncılık tarafından yayımlandı.

Eduardo Galeano, kitaplarında işlediği çeşitli tarihsel olayları devrimci kimliğiyle bütünleşen masalımsı ve ironik bir dil kullanarak anlattığı için okurları tarafından “dünyanın ve çağın vicdanı” olarak anılmaktadır. Galeano, “Kadınlar” adlı eserinde de diğer kitaplarında olduğu gibi her satırı, her sayfası ve her hikâyesiyle heyecan, korku, şaşkınlık ve öfke gibi duygular uyandıran, “insanlık tarihinin özeti” diyebileceğimiz özel bir derlemeyi okuyucusuna sunmayı amaçlamış.

Galeano, farklı zaman ve uğraşlardan, çeşitli coğrafya, yaş ve sınıflardan gelen (hem tanınmış hem de tanınmamış) kadın karakterlerden derlediği 150’ye yakın hikâye ile okura bir insanlık tarihini de tanımlamış oluyor: Truva Savaşı’na katılan ve erkeklerden nefret eden Amazon’lar, Jül Sezar ve Marcus Antoninus’la yatağını ve gücünü paylaşan Kleopatra, bitmek bilmez acılara mahkûm olduğu günden beri olağanüstü yağlıboyalar boyayan ve kahkahalarla gülen Frida, radyum elementini bularak Nobel Ödülü’nü iki kez kazanan Marie Sklodowska(Marie Curie), Berlin’de katledilen devrimci Rosa Luxemburg…

galeano kadınlar

Eduardo Galeano, “Kadınlar”
Çev: Süleyman Doğru, Şubat 2016, Sel Yayıncılık

Kitapta en çok ilgimi çeken öykülemeci anlatımlardan biri de Kuna kadınlarının Panama Hükümeti’ne karşı gerçekleştirdiği onurlu intikama ilişkindi. 1925 yılında Panama Hükümeti tarafından çıkarılan bir yasa sonucu geleneksel kıyafet ve takıları yasaklanan Kuna kadınlarının, yüzyıllardır süren yaşam tarzlarını korumak için baskıcı kolluk güçlerini bıçaktan geçirmesini anlatan hikâye çok ürkütücü, gerçek ve bu nedenlerle de çok etkileyiciydi.

Latin Amerika’nın “büyülü gerçekçilik” kapsamındaki bazı imgesel özellikleri ile tarihsel anlatımın gücünü birleştiren bu heyecan verici kitap, kadın olmanın onurunu, gücünü ve kadınların taşıdığı değerlerin insanlık tarihindeki yolculuğunu bizzat insanlık tarihinin kendisine not düşüyor. Siyasi sürgünden dolayı ancak 1985 yılında geri dönebildiği Montevideo’da 13 Nisan 2015’te hayatını kaybeden Eduardo Galeano, ölümünden sonra da bu kez Kadınlar’la birlikte “dünyanın vicdanı” olmaya devam ettiğini düşünüyorum.

Duygu Gündeş
8 Mart 2016

Şub
12
2016
0

Şiir: “İSTANBULKARTLAŞIRKEN”

ütü kafalılar
elbiseleri takımlı
yüklediler omuzlarına
şirket boyu yalanları
çarpık bacaklılar
bürünerek taytlarına
gözlerini diktiler
karanlık mağaralara

inliyor kulaklarımda
pazartesilerin tanıdık mutsuzluğu

denizin üzerinde
uçuşuyor beyaz yeleleriyle
erken kalkan İstanbul balıkları
____________bakırkentli gemiler
delip geçiyor grileri
iş yerine sürünürken deliler

bulutsu köpükler
köpüksü bulutlar
iyi niyetli olan
sadece martılar

İstanbulKartlaşırken

Duygu Gündeş ile Zafer Yalçınpınar
13 Şubat 2016


Ayrıca;
bkz: Burunsuz
bkz: Şaşırı

Oca
30
2016
0

“Umberto Eco ve Kötülük Gazeteciliği” (Duygu Gündeş)

umberto_eco

Dilbilimsel açıdan 20. Yüzyıl’ın en önemli bilim adamlarından biri olan, yazar, eleştirmen ve düşünür Umberto Eco’nun yeni romanı “Sıfır Sayı”(Numero Zero), İtalya’dan sonra Türkiye’de okuruyla buluştu. Kitaba ismini veren ‘Sıfır Sayı’ olgusunu gazete ve dergilerin dağıtım aşamasından önce yoğun bir çalışmayla hazırlanan taslak ya da deneme sayısı şeklinde tanımlayabiliriz.

Roman, 1992 yılının Nisan ayında başlıyor ve birkaç ay süresince devam ediyor. Eco, gazeteciliğin nasıl işlediğini anlatmak için özellikle bu ayları seçiyor, zira İtalya için önemli haberlerin yaşandığı 1992’nin Şubat ayında savcı Antonio di Pietro “Temiz Eller” operasyonuna girişmiş ve siyasi yozlaşma ile rüşvet ağını ortaya çıkartmayı başarmıştı.

Romanda olaylar şöyle gelişir:  Medya patronu Commendator Vimercate, ‘Yarın’ adında bir gazete kurmaktadır. Fakat patronun asıl amacı gazetenin standart yayın yapması değildir; bir sene boyunca sadece ‘sıfır sayılar’ hazırlayıp bu yayımlanmamış nüshaları belli kişiler hakkında bilgilerle donatmaktır. Böylece Vimercate, ‘Sıfır Sayıları’nı birer şantaj aleti olarak kullanarak kendisi için siyasette yeni bir yol açmayı planlamaktadır. Başka bir deyişle patron kendisine siyasi arenaya giriş bileti çıkarmak peşindedir.

Romanın baş kahramanı ve anlatıcısı elli yaşındaki Colonna ise yazı işleri sorumlusu olarak gazetede işe alınıyor. Gazetede işe alınan diğer altı kişinin de adları Palatino, Cambria, Lucidi gibi yazı karakterleriyle özdeşleşiyor ama içlerinden sadece Lucidi’nin adı çoğul nitelik taşıyor, çünkü Lucida fontu gibi o da her şekle bürünen biridir ve casusluk yaptığı bilinmektedir.

Umberto Eco, seçtiği gözde konular ve anlatım gücü aracılığıyla İtalya’nın son 50 yılını yeniden yazıyor: Gladio, bir Papa’ya suikast girişimi, başka bir Papa’nın öldürülmesi, hükümet darbeleri, gizli servislerle terör örgütlerinin karmaşık ilişkileri…

Eco, yeni romanında yozlaşmış haberciliği, şantajın gücünü ve yönlendirici medyanın içyüzünü anlatıyor. Bize ise ülkece basın adına yaşadığımız rezaletlerin ardından dürüst ve güçlü gazeteciliğin önemini çok daha iyi anlamak düşüyor. Sıfır Sayı’nın arka kapak yazısında ifade edildiği gibi Umberto Eco’nun yeni romanı ‘Kötü gazetecilik’ konusunda tam bir rehber… Daha doğrusu, Eco, ‘kötülük gazeteciliği’ni gözlerimizin önüne seriyor…

Duygu Gündeş

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com