Tem
05
2018
--

Lefter Küçükandonyadis… hep seni seveceğiz….


Bkz: http://evvel.org/?s=lefter


Lefter Küçükandonyadis kimdir?

“İstanbul Büyükada’da 25 Aralık 1925 tarihinde doğan Lefter Küçükandonyadis, 2 yıl Taksimspor forması giydikten sonra 1947’de Fenerbahçe’ye transfer oldu. 1951-1952 sezonunda İtalya’nın Fiorentina ve 1952-1953 sezonunda Fransa’nın Nice takımlarında oynayan Lefter Küçükandonyadis, 1964 yılına kadar Sarı-Lacivertli forma altında 615 maçta 423 gol attı. İstanbul Ligi’nde 1953-1954 sezonunda gol krallığına ulaştı.

Futboldaki ustalığından ötürü ‘Ordinaryüs’ lakabıyla anılan Lefter Küçükandonyadis, kariyeri boyunca 832 gol atarak rekor kırdı ve üstün golcülüğü dolayısıyla, “Ver Lefter`e, yazsın deftere” sloganı ile Türk futbol tarihinin unutulmazları arasına girdi.

Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 50. milli maçını oynaması nedeniyle “Altın Şeref Madalyası” ile ödüllendirilen ilk futbolcu olarak tarihe geçen Lefter Küçükandonyadis, 46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı olmak üzere toplam 50 kez milli formayı giydi. A Milli Takım’da 21 golle en çok gol atan oyuncu unvanını uzun yıllar elinde tuttu, 9 kez de Milli Takım kaptanlığını yaptı. 1954 FIFA Dünya Kupası’nda forma giyen efsane oyuncu, turnuvada 2 de gol attı.

Lefter Küçükandonyadis, 1964 yılında Fenerbahçe formasıyla jübile yaptıktan sonra Yunanistan’ın AEK Egaleo ile Güney Afrika’nın Johannesburg takımlarında antrenör futbolcu olarak görev aldı. Daha sonra ise Samsunspor, Boluspor, Orduspor ve Mersin İdman Yurdu takımlarında teknik direktör olarak çalıştı. Uzun yıllar spor yazarlığı yapan ve 3 Mayıs 2009`da Kadıköy`de Kuşdili Parkı’na heykeli dikilen Lefter Küçükandonyadis, 13 Ocak 2012 tarihinde aramızdan ayrıldı.”



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
27
2014
0

“6 oldu, 6 oldu sayın seyirciler…” (Ver Lefter’e #6)

v61

 

v62

 

v63


Hamiş: EVV3L kapsamında yayınlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” başlıklı ilgilerin tümüne  http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
01
2013
0

Sıkı Fanzin: “Ver Lefter’e” #4

tarama0001

Fenerbahçe Spor Kulübü ve Kültürü Fanzini “ver lefter’e “dört” dedi!

Bkz: https://www.facebook.com/VerLeftere

*

Ayrıca bkz: kara deryalarda bir Fenersin!

Ağu
14
2013
0

Lefter Kupası-ll

’Ordinaryüs’ lakaplı efsane futbolcu Lefter Küçükandonyadis’in anısına düzenlenen geleneksel Lefter Kupası’nın ikincisi, 16-17 Ağustos tarihlerinde Kınalıada’da yapılacak.

1925 yılında Büyükada’da doğan, 17 yıl boyunca oynadığı Fenerbahçe’de attığı 400’ün üzerinde golle adını tarihe altın harflerle yazdıran, 46 kez de Türkiye A Milli Futbol Takımı forması giyen Lefter Küçükandonyadis, Kınalıada Jarden-Barsamyan Stadı’ndaki anlamlı bir futbol turnuvasıyla anılacak.

Lefter Kupası’nın direktörlüğünü kendisi de bir Kınalıadalı olan eski TSYD Başkanı Onur Belge, genel kaptanlığını ise Garo Hamamcıoğlu üstlenecek. Kupa, müzenin kurucuları olan Adalar Vakfı-Adalar Belediyesi ortaklığı, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray kulüpleri ve Kınalıada Spor Kulübü işbirliğiyle düzenlenecek. 16 Ağustos Cuma günü saat 17:30’da açılışı ve elemeleri yapılacak olan turnuva 17 Ağustos Cumartesi günü saat 17:30’da başlayacak üçüncülük ve final maçları ile sona erecek.

Bkz: http://www.fenerbahce.org/detay.asp?ContentID=35846

 

2013-08-12_l1

Oca
13
2013
0

Lefter, özgürlüktür!

“Ordinaryüs” Lefter Küçükandonyadis’i saygıyla anıyoruz…

*

*

“Hayat futbol gibidir. Defansa çekilmek gol yemek demektir!” Lefter

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayınlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
21
2012
0

Ver Lefter’e 3…Temmuz 2012

Sıkı Fenerbahçe taraftarının Fenerbahçe Spor Kültürü’ne yönelik özgür
neşriyatı  “Ver Lefter’e”, 3. sayısıyla Temmuz 2012’de yayında…

“Kara deryalarda bir FENERsin,
Senin ışığınla yürüyoruz.
Biz, bu karanlık yolun sonunda,
Doğacak güneşi görüyoruz.”

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
14
2012
0

1. Lefter Kupası’nı Heybeliada kazandı…

Adalar Müzesi’nin düzenlediği organizasyon 7-8 Temmuz tarihleri arasında Barsamyan Stadı’nda gerçekleştirildi. Sembolik olarak dört adanın (Kınalıada, Burgaz, Heybeliada, Büyükada) takımları arasında yapılan maçlarda Lefter’in Adalı ve İstanbul’un çeşitli semt ve kulüplerinden arkadaşlarının yanı sıra İstanbul kulüplerinin veteran oyuncularından seçilmiş Lefter dostları da bulundu.

Günün ilk maçında üçüncülük dördüncülük karşılaşması Kınalıada ile Burgaz takımları arasında yapıldı. Normal süresi 3-3 biten karşılaşmada Burgaz’ı penaltılar sonrasında 6-5 mağlup eden Kınalıada, organizasyonu 3. sırada tamamladı.

1.Lefter Kupası’nın final maçı ise Büyükada ile Heybeliada arasında yapıldı. Büyükada’yı 3-1 yenen Heybeliada 1. Lefter Kupası’nın sahibi oldu.

Final maçının ardından ödül törenine geçildi. Kupayı Heybeliada takımına Yönetim Kurulu Üyelerimizden Mustafa Serdar Erkan ile Lefter Küçükandonyadis’in eşi Stavrini Küçükandonyadis ve eski futbolcularımızdan Selçuk Yula verdi. Galatasaray eski başkanlarından ve aynı zamanda sembolik olarak Heybeliada takımının kaptanı olan Alp Yalman, kupayı Lefter müzesine bağışlayacaklarını söyledi.

Haz
30
2012
0

Lefter: Futbolun Ordinaryüsü (Haluk Hergün)

1924 yılının 22 Aralık günü Büyükada’da, balıkçı Hristo ile Argiro’nun ikinci çocukları dünyaya gelir. Bu sarışın, elâ gözlü, cin gibi bakan bebeğe, adı gibi “özgür” olsun diye Elefterios adını koyarlar…

Bkz: http://www.idefix.com/Kitap/tanim.asp?sid=HQLBTCECZF5FMDKB007J

 

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yer alan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerine http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
16
2012
0

“Lefter K.Andonyadis” Sergisi ve Turnuvası

LEFTER SERGİSİ

Adalar Müzesi Büyükada Çınar Sergi Alanı
Açılış: 24 Haziran 2012 Pazar, Saat:17:00
Küratör: Ersin Salman
Tasarım: Erkal Yavi

*

Rumcada Lefter (Elefterios), özgür anlamına geliyor. 22 Aralık 1924 tarihinde doğan Lefter’in babası Hristo balıkçılıkla, annesi Argiro ise terzilik ile uğraşıyordu. Rum kökenli aile, 20. yüzyılın başında Büyükada’ya göç etmişti. Futbola Büyükada’da başlayan Lefter, Fenerbahçe forması altında 615 maç ve 423 gole imzasını attı. Milli takımda ise 50 maç, 21 gol ve 7 kez kaptanlığı futbol tarihine yazdırdı. Ellinci milli maç madalyası alan ilk futbolcu ve milli takımda en çok gol atan üçüncü futbolcu oldu. Aslında Lefter’in geçmişi “ilk”lerle dolu: Yurt dışına bonservis ücreti alınmak suretiyle transferi yapılan, 1954 Dünya Kupası’nda 400’üncü golü atan ve yaşarken heykeli dikilen ilk futbolcu. Efsane futbolcu Lefter Küçükandonyadis zatürre nedeniyle tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde 13 Ocak 2012 tarihinde yaşamını yitirdi.

Futbol Yaşamı:
1941-1943 Taksim Spor Kulübü
1943-1947 Diyarbakır’da askerlik
1947-1964 Fenerbahçe
1951-1952 İtalya’da Fiorentina
1952-1953 Fransa’da Nice
1964 Yunanistan’da AEK
1965 Yunanistan’da Egaleo (çalıştırıcı)
1965-1966 SuperSport United (G.Afrika)
1966-1967 Samsunspor (çalıştırıcı)
1967-1968 Orduspor (çalıştırıcı)
1968-1969 Mersin İdmanyurdu (çalıştırıcı)
1969-1970 Boluspor (çalıştırıcı)

*

 7-8 Temmuz 2012 tarihlerinde; Adalar Vakfı, Adalar Belediyesi ortaklığı ve Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ile Kınalıada Spor işbirliğiyle, Kınalıada Jarden‘de “Lefter Kupası” düzenlenecek…

Ayrıca bkz:
http://evvel.org/adalarda-lefter-kupasi-ve-lefter-sergisi
http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=29588

*

Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
07
2012
0

Adalar’da Lefter Kupası ve Lefter Sergisi

7-8 Temmuz 2012 tarihlerinde; Adalar Vakfı, Adalar Belediyesi ortaklığı ve Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ile Kınalıada Spor işbirliğiyle, Kınalıada Jarden‘de “Lefter Kupası” düzenlenecek… Çok şenlikli olacağa benzer…

*

Kınalıada Jarden’de…
Ayaktakiler: Karnik Gemerekoğlu,???, B. Garbis İstanbullu,
Ardaş, Recai Ağartan, Varujan Aslanyan
Oturanlar: Altan, Lefter K.Andonyadis,Necdet,Yorgo Dimitrioğlu

*

Kınalıada Jarden’de…
Ayaktakiler: Çakıl Aykaç, Lefter K.Andonyadis, İdareci Acar (arkada), Recai Ağartan,
Yoakim, Vartan Tetikbaş, Nevzat İlter ve Orhan Yalçınkaya
Oturanlar: Vural Yalçınkaya, Toto Kazakos, Aleko, Taki Nikolaidis

Not: Fotoğraflar ADALI Dergisi’nin Mayıs 2012 tarihli 83. sayısından alıntılanmıştır.

*

LEFTER SERGİSİ

Adalar Müzesi Büyükada Çınar Sergi Alanı
Açılış: 24 Haziran 2012 Pazar, Saat:17:00
Küratör: Ersin Salman
Tasarım: Erkal Yavi

Bkz: http://www.adalarmuzesi.org/cms/sergiler/guncel-sergiler/lefter-biz-bu-memleketi-seninle-sevdik

Oca
19
2012
0

Ver Lefter’e…

İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Kanımın karıştığını duyarım ılık ılık
Memleketimin insanlarına
Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
Ben de bağırırım birlikte
Avazım çıktığı kadar
Göğsümü gere gere
Ver Lefter’e
Yaz deftere!

Bedri Rahmi Eyüboğlu

May
03
2009
0

Lefter’in Heykeli

Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcusu Lefter Küçükandonyadis’in Kadıköy’deki heykelidir.

Heykelin açılışı 3 Mayıs 2009’da gerçekleştirilmiş, açılışa Faruk Ilgaz ve Lefter Küçükandonyadis bizzat katılmışlardır.

Kas
19
2016
--

“Düşündüğünü her zaman yapmayı başarır.”

lefterkucukandonyadisk

Büyütmek için tıklayın…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
16
2014
0

Efsane Başkan FARUK ILGAZ vefat etti…

2014-07-15_Farukilgaz538

Efsane başkan Faruk Ilgaz vefat etti…
Bkz: http://www.fenerbahce.org/detay.asp?ContentID=40785


Efsane başkan Faruk Ilgaz, Fenerbahçe Spor Kulübü’nü büyük adımlarla ileriye götüren çok onurlu ve yaşam dolu bir insandı. Ben, Faruk Ilgaz’ı ilk kez 1998 yılında görmüştüm. Büyükamcam santrfor Yaşar Yalçınpınar‘ın vefatı sonrasında kardeşi Melih Ilgaz’la beraber evimize taziye ziyaretine gelmişti. Sonra, 2000’li yılların başında birçok kez kulüpte karşılaşmıştık, babamla sohbet etmişlerdi. En son 2009 yılında Lefter Heykeli’nin açılış töreninde görüştük, Faruk Ilgaz’ın elini öptük…

Sn. Faruk Ilgaz, 11 Şubat 2011 tarihli Fenerbahçe Gazetesi’nde büyükamcam santrfor Yaşar Yalçınpınar’la birlikte yaşadıkları ilginç bir anıyı kaleme almıştı:

“Futbolcu arkadaşım Yaşar Yalçınpınar ve kız arkadaşlarımızla Belvü Gazinosu’nda oturuyorduk. Bir de baktık ki, o tarihte kulübümüz yönetim kurulunda vazife görmekte olan, sonradan Fenerbahçe Kulübü başkanı olacak  Hacı Bekir Bey orada idi. Biz utanç ve şaşkınlık içinde iken, nur içinde yatsın, Hacı Bekir Bey bize bir garson ile zarf içinde 40 lira göndermişti.. Hesabı ödememiz için!..”

Sahicilikle
Z
y


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
24
2013
0

(Mikro) Mustafa Güven vefat etti…

mikromustafa

Bkz: http://www.fenerbahce.org/detay.asp?ContentID=36349

Mustafa Güven için 25 Eylül Çarşamba günü saat 15.00’da Dereağzı Lefter Küçükandonyadis Tesisleri Sporcu Anıtı önünde tören düzenlenecek. Ardından merhumun  cenazesi Fenerbahçe Camii’nden ikindi  namazını (16.31) müteakip, toprağa verilecektir.

Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileriz.

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ

 

Mustafa Güven Kimdir?
Fenerbahçemizin ve Milli takımımızın oyuncularından “Mikro Mustafa” lakaplı Mustafa Güven, 1936 yılında Bursa’da doğdu.

Küçük yaşlardan itibaren futbol oynamaya başlayan Mustafa Güven, ordu milli takımında oynarken kendini gösterdi. 1957’de Adana’da düzenlenen Dünya Ordulararası Futbol Şampiyonası karşılaşmasında Türkiye’nin ABD’yi 19-0 yendiği maçta sağ açıkta oynayarak üçü kafayla olmak üzere 6 gol attı ve birçok golün de atılmasını sağladı. İzmir’de de yapılan İtalya maçında aynı performansını gösterince askerliğini bitirir bitirmez Fenerbahçe’ye transfer oldu. Kısa boyu sebebiyle transferi kulüp yöneticileri tarafından eleştirilse de kısa sürede kendini takıma kanıtladı. Zamanla taraftarlar arasında boyunun küçüklüğünden ve tipinin ufaklığından dolayı “Mikro Mustafa” olarak anılmaya başladı.

Fenerbahçe formasıyla sadece bir sezon İstanbul Profesyonel Ligi’nde forma giyen Mustafa Güven, çıktığı 16 maçta 5 gol kaydetti. Aynı sezon takımıyla İstanbul Profesyonel Ligi’nin son şampiyonluğunu yaşadı. 1959’da kurulan Milli Lig’deki ilk sezonunda 16 maçta 5 gol kaydeden Mustafa Güven, takımıyla bu kez Milli Lig şampiyonluğunu yaşadı. 1959-60 sezonunda ligi 2. bitiren takımın bir parçası olan Mustafa, 1960-61 ve 1963-64 sezonlarında birer şampiyonluk daha yaşadı. Ancak son sezonunda fazla forma şansı bulamayan Mustafa Güven, Beşiktaş’a transfer oldu. Burada oynadığı tek sezonda sadece 5 maça çıkıp 2 gol kaydetti. 1965 yılında Admira Viyana kulübüne transfer olan Mustafa Güven, yaşadığı kısa Avrupa macerasından birer Avusturya Ligi ve Avusturya Kupası şampiyonluklarıyla döndü. Beykozspor’da da bir sezon top oynadıktan sonra kariyerini 1968 yılında 32 yaşındayken burada sonlandırdı.

Sadece bir özel maçta forma giyen Mustafa Güven, Türkiye millî formasını ilk ve tek olarak 10 Mayıs 1959’da oynanan ve 0-0 berabere tamamlanan Hollanda karşılaşmasına giydi.

Başarıları
Fenerbahçe
•İstanbul Ligi (1): 1958-59
•Türkiye Ligi Şampiyonluğu (3): 1959, 1960-61, 1963-64

Beşiktaş JK
•İstanbul TSYD Kupası (1): 1964-65

FC Admira Viyana
•Avusturya Ligi (1): 1965-66
•Avusturya Kupası (1): 1965-66

Written by Adabeyi in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Oca
17
2013
0

Her zaman, her yerde, Fenerbahçe…

“Lefter Kütüphanesi” hizmete girdi
Bkz: http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=32790

“Fenerbahçe Destanı” İstanbul’da sahnelenmeye başladı
Bkz: http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=32814

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
15
2012
0

Efsane kalbimizde yaşıyor!

Efsane sonsuza kadar
kalbimizde yaşayacak…

 

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
13
2011
2

Santrfor Yaşar Yalçınpınar (1914-1998)

Fenerbahçe formasıyla santrfor Yaşar Yalçınpınar.
Hava topuna çıkarken… (1938)
(Z. Yalçınpınar Arşivi’nden…)

Aslında, büyükamcam (babamın amcası) Yaşar Yalçınpınar’ın futbolculuk geçmişine ilişkin fazla bilgi sahibi değiliz. Büyükamcam, garip bir şekilde, 1933-1945 yılları arasında futbol oynadığı döneme ilişkin hiç konuşmazdı. Mizacı böyleydi. Televizyonda bir futbol maçı izlerken kendini kaybedip futbolcuların davranışları, skor ya da oyunun gidişatı üzerine bir şey söylediğini de hatırlamıyorum. Her zaman sessiz sessiz oturur, dikkatlice maçı izlerdi. Ben okuduğum lisenin basketbol takımı ile D.S.İ.’nin basketbol takımında oynarken, birkaç kez beni yanına çekerek “Antrenmanlar nasıl gidiyor?” diye sorması ve arada bir “İyi antrenman yapmalısın. Çünkü basketbol yorucu oyundur, futbol gibi değildir. Futbolda top sende değilken dinlenebilirsin ama basketbolda hiçbir zaman dinlenemezsin!” demesinin dışında spor ya da futbol hakkında bana bir şey söylediğini hatırlamıyorum. Bununla birlikte, 50’li yılların sonuna doğru futbolun endüstrileşerek değişmesini, büyükamcamın futbol geçmişini kayıt altına alacak (buna merak duyacak) bir evlâdının olmaması ile ailemin benden önceki kuşağının futbola ve tarihine yeterince ilgi duymamasını da büyükamcamın -özellikle futbol konusunda- takındığı içe dönük mizacın nedenleri olarak görebiliriz. Sonuçta, babamın büyükamcam hakkında aktardıkları dışında tutarlı bir bilgiye sahip değiliz.

Büyükamcam 1914’te Kadıköy’ün Kuşdili semtinde doğuyor. Santrfor Yaşar Yalçınpınar, 30’lu yılların ortasında genç bir delikanlıyken Kuşdili semtindeki arkadaşlarıyla futbol oynamaya başlamış. Kuşdili’nde, sokakta, bir duvarın önünde sürekli olarak duvara topu göndererek sağ ayak sol ayak paslaşma çalışması yaparmış. Arkadaşlarının arasında çok azimli, hırslı, içine kapanık, ters ve inatçı biri olarak tanınırmış gençliğinde… 1936 öncesinde semt takımları arasında oynanan birçok özel maça katılmış. Büyükamcamın Moda, Üsküdar ve Kuşdili’nin yanı sıra Büyükada, Heybeliada, Kınalıada semti takımları için forma giydiğini ve birçok kez İstanbul Karması’nda yer aldığını da ancak eski fotoğraflardan öğrenebiliyoruz.


1937’de İzmir Fuarı münasebetiyle oluşturulan İstanbul Karması.

(Soldan beşinci; Yaşar Yalçınpınar)
(Z. Yalçınpınar Arşivi’nden…)

Santrfor Yaşar, 1934-35’te büyükteyzem Meral ile tanışıyor ve evlenmeye karar veriyorlar. Büyükamcamın evlilikten önce askerlik ödevini tamamlaması gerekiyor. Askerliği Ankara’ya çıkıyor ve İmalat-ı Harbiye fabrikasında kasatura kalıp ustası olarak çalışıyor. Orada büyükamcamın futbola olan ilgisini, kabiliyetini farkediyorlar ve Ankaragücü takımına alıyorlar. Santrfor Yaşar, Ankaragücü’nde çok başarılı maçlar çıkarıyor; 1935-36 sezonunda Ankaragücü formasıyla Ankara Ligi şampiyonluğu yaşıyor. 3 Mayıs 1936’da Ankaragücü’nün Galatasaray’ı 3-2 mağlup ettiği maçta Ankaragücü’nün gollerinden birini büyükamcam atıyor.


Galatasaray’ı 3-2 mağlup eden Ankaragücü kadrosu (1936)

(Oturanlarda soldan ikinci; Yaşar Yalçınpınar)


Ankaragücü formasıyla santrfor Yaşar Yalçınpınar.
(Z. Yalçınpınar Arşivi’nden…)


“Fenerbahçe Tarihi” adlı kapsamlı ve sıkı kitabın yazarı Dr. Rüştü Dağlaroğlu, büyükamcamın Fenerbahçe Spor Kulübü’ne Üsküdar’daki “Anadolu” kulübünden 1938 yılında transfer olduğunu not düşmüş. Ancak bizim bu konuda -ailece- bildiğimiz ise büyükamcamın  Ankaragücü’nde oynarken, dönemin Fenerbahçe Başkanı Sn. Ali Muhittin Hacı Bekir tarafından kulübe transfer edildiğidir. Fenerbahçe’nin eski başkanlarından Sn. Faruk Ilgaz Bey ise büyükamcamın Kuşdili’nde tanınan ve kabiliyetli bir futbolcu olduğunu, Ankaragücü’nden önce de Fenerbahçe tarafından bilindiğini ve takip edildiğini ifade ediyor.

Fenerbahçe formasıyla santrfor Yaşar Yalçınpınar. (Fenerbahçe Stadı, 1939)
(Z. Yalçınpınar Arşivi’nden…)

Fenerbahçe Spor Kulübü müze müdürü Sn. Alp Bacıoğlu’yla birlikte kulübün kayıtlarına baktığımızda, büyükamcamın 1938-1941 yılları arasında toplamda 75 resmi ve özel maçta Fenerbahçe forması giydiği,  toplamda da 60 golün sahibi olduğunu öğreniyoruz.  29 Ocak 1939 tarihinde Fenerbahçe Futbol Takımı, İstanbul Ligi maçında Fenerbahçe Stadı’nda Galatasaray’ı  3-2  mağlup ederken gollerin ikisini Yaşar Yalçınpınar  ve birini de Esat Kaner atıyor. 30 Ekim 1939′da Galatasaray ve Fenerbahçe arasında oynanan Cumhuriyet Bayramı Kupası maçında, Fenerbahçe 1-0 gerideyken santrfor Yaşar Yalçınpınar üst üste iki gol atıyor ve skoru 2-1′e getiriyor. Bunun üzerine maçın 65. dakikasında olaylar ve arbede çıkıyor.  Maç tatil ediliyor, Fenerbahçe kupayı hükmen kazanıyor!* 30 Ekim 1940’ta, Fenerbahçe Futbol takımı, Fenerbahçe Stadı’nda oynanan Vatan Kupası maçında Galatasaray ile  3-3  berabere kalırken Fenerbahçe’nin gollerini Esat Kaner, Melih Kotanca ve Yaşar Yalçınpınar atıyor. 1940 yılında Fenerbahçe formasıyla milli küme şampiyonluğu yaşıyor. Büyükamcam, en ünlü golünü Romanya’yla oynadığımız özel bir milli maçta atıyor: Milli takımımız 1-0 gerideyken 30-35 metreden çok sert bir şut, gol oluyor. Kaleci yerinden kıpırdayamıyor bile.

Sn. Faruk Ilgaz Bey, 11 Şubat 2011 tarihli Fenerbahçe Gazetesi’nde dönemin futbolcularına ve futbol ruhuna ilişkin olarak şu satırları kaleme almış:

“(…)Eski günlerde Fenerbahçe Stadı ilkel olduğu zamanda Kadıköy’deki futbola meraklı gençler mahalleler asındaki çeşitli arsalarda maçlar yapıyorlardı. O tarihlerde Kadıköy’ün muhtelif semtlerinden: Moda, Kuşdili, Bakla tarlası, Kızıltoprak, Erenköy, Bostancı, Hasanpaşa, İbrahimağa mahallelerindeki çayır ve arsalarda yetişen gençler çoğunlukla Fenerbahçe kulübüne giriyorlardı.
Bu anlamda zaman içinde, Moda’dan; Esat Kaner, Kuşdili’nden; Yaşar Yalçınpınar, Bakla tarlası’ndan; Fikret ile Semih Arıcan ve Bülent Büyükyüksel, Erenköy’den; Fikret Kırcan, Erol Keskin ile Naim Şukal ve Hasanpaşa’dan; Halit Deringör, Müjdat Yetkiner, Sabri Kiraz ve Zeynel Üner temayüz ederek Fenerbahçe’ye gelmişler ve onun şampiyonluklarında emek vermişlerdi. (…)”


Fenerbahçe formasıylaYaşar Yalçınpınar futbolcu kartı… (1940)

(Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi Arşivi’nden…)

Santrfor Yaşar Yalçınpınar’ın 1938’de ve sonrasındaki senelerde Fenerbahçe takımındaki en yakın arkadaşları şöyle: Esat Kaner, Taka Naci, Fikret Kırcan, (Çingene) Lebib Elmas, Zeynel Üner ve Müjdat Yetkiner… Esat Kaner’le, Zeynel Üner’le ve Lebib Elmas’la dostluğu çok daha derin, çok daha sıkı dostlar… Büyükamcam, Zeynel Üner’e “Zogo” diye hitap edermiş, arkadaşları arasında Zeynel Üner’in lakabı “Zogo”ymuş. Zogo Zeynel ava çıkmayı çok severmiş, birkaç kez amcamla birlikte ava çıkmışlar. Böylesi dostlukları ve yaşantıları incelediğimizde, günümüzdeki endüstrileşmiş futbol ile o dönemdeki semt futbolu ruhunun çok önemli bir karşıtlık oluşturduğunun farkına varmaktayız.

Fenerbahçe’de 50 maçın üzerinde forma giyen futbolcular listesinden bir görüntü.
(Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi Arşivi’nden…)

1970’li yıllarda eşi Meral’in parkinson hastalığına yakalanmasının ardından büyükamcamın suskunluğunun arttığı ve yaşama sevincinin azaldığı da ailemiz arasında bilinmektedir. Büyükamcam santrfor Yaşar Yalçınpınar, hayatının son yıllarını Marmara Adası’ndaki yazlığımızda büyükteyzem Meral’le birlikte geçirdi. Büyükteyzem Meral  8 Aralık 1987’de,  santrfor Yaşar ise 18 Ağustos 1998’de vefat etti. (Büyükamacam vefat ettiğinde Sn. Faruk Ilgaz Bey, Erenköy’deki evimize taziye ziyaretine gelmişti. 2009 yılında -Lefter heykelinin açılışında- Sn. Faruk Ilgaz Bey’le karşılaştık ve babamla birlikte elini öptük. Sn. Faruk Ilgaz Bey, bize, amcamı ve futbolculuğunu çok sevdiğini ifade etti.)


Yaşar Yalçınpınar’ın Fenerbahçe Spor Kulübü Üye Kimliği

(Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi Arşivi’nden…)

Sonuçta, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 1/1/1933 giriş tarihli ve 582 numaralı üyesi olan büyükamacam santrfor Yaşar Yalçınpınar hakkında bildiklerimiz -şimdilik- bu yazıda aktarmaya çalıştıklarımızdan ibarettir. Eminim ki Sn. Faruk Ilgaz  ve Sn. Zeynel Üner, büyükamcamın futbol yaşantısı hakkında birçok şey biliyorlardır; çeşitli ayrıntılara, anılara, hikâyelere vâkıflardır.

Bu kısa yazıyı Sn. Zeynel Üner Bey’in Sn. Faruk Ilgaz Bey’e aktardığı ilginç bir anıyla bitirmek yerinde olacaktır:

“Futbolcu arkadaşım Yaşar Yalçınpınar ve kız arkadaşlarımızla Belvü Gazinosu’nda oturuyorduk. Bir de baktık ki, o tarihte kulübümüz yönetim kurulunda vazife görmekte olan, sonradan Fenerbahçe Kulübü başkanı olacak  Hacı Bekir Bey orada idi. Biz utanç ve şaşkınlık içinde iken, nur içinde yatsın, Hacı Bekir Bey bize bir garson ile zarf içinde 40 lira göndermişti.. Hesabı ödememiz için!..”

Zafer Yalçınpınar (Zy)
23 Mayıs 2011

* 30 Ekim 1939’da Galatasaray ve Fenerbahçe arasında oynanan Cumhuriyet Bayramı Kupası maçına ilişkin ayrıntı 12 Temmuz 2011 tarihinde yazıya eklenmiştir.(Zy)

Hamiş: Yazının PDF biçemine http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/yasaryalcinpinar.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Ayrıca bkz: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/blog/?tag=kara-deryalarda-bir-fenersin

May
01
2009
1

SAİT FAİK’İN AÇIK YA DA GİZLİ KIŞ MEKÂNLARI-2

Evet, gerçekten ve sahiden de Sait Faik bir ‘cins şair’dir! Gerçeği, maalesef, daha irdelenmeden ve kurcalanmadan yazılamamış ya da yazdırılmamış Türkiye edebiyat tarihinde, ‘cins şair’ Sait Faik’in, çok uzaktan bile olsa, bir benzeri ya da bir benzeyeni yoktur!
Adeta Sait Faik’in hemen hiç akrabası yok gibidir!
Ve, temmuz 1992’de, önceki I. incelememde belirttiğim gibi, bir ardıl’ı da gözükmemiştir hikâye ya da anlatı ufkunda.
Demek ki diyorum; böylesi bir açıklığı ve özdenliği kimse, hiçbir Türk göze alamamıştır!
Elbet bizim ‘cins şair’ Sait Faik’i, gerek sağ kolunda olsun, gerekse giyilmiş (üzerinde) olsun; kışları buruşuk ve kirli pardesülü olarak betimlemeye çalışıyorum.
((Gariptir, Orhan Veli de öyleydi. Ama onunki parasızlıktan ve olanaksızlıktandı.)) İşte burada, zaten Sait Faik, içinde doğmak ve de yaşamak zorunda bırakıldığı ya da bulunduğu bu topluluk’ta ((…))gibi davranır ve düşünür hep.
Sait Faik’in, hemen hemen bütün hikâyelerinde, hele son yetkin ve güzel hikâyelerinde iyice belirir bu. Su yüzüne çıkmıştır!
Adını filan koymaya gerek duymamış olabilir, ama yazılarında, mektuplarında, röportajlarında, notlarında, hikâyelerinde, anlatılarında ve özellikle de şiirlerindeki verilere bakarsak; sözcüğün tam ve açık anlamıyla bir ‘kötülük toplumu’ ortamında ve de koşullarında devindiğini algılarız. Aşk’a bile izin yoktur! İzin vermezler Aşk’ın oluşmasına!
(…)
Bugün dahi ‘cins şair’ Sait Faik’in, yaşarken edebiyatçılarca, romancılarca ve eleştiricilerce nasıl düpedüz taramaya ve alaya alındığını, horlandığını, küçümsendiğini ve kendisine bıyık altından gülündüğünü ben biliyorum.
((Özellikle Beyoğlu’nda arada sırada uğradığı Nisuaz Pastanesi (şimdi Garanti Bankası’dır) ile Ankara Caddesi’nin Ebussuut Caddesi’yle kesiştiği yerdeki ünlü Meserret Kahvesinde.))
Bereket ki Sait Faik’in ailesinin mal mülk varlığı onu biraz koruyordu. Acımasız ve gaddar edebiyat çevresinden ya da arestasından aylarca uzak durabiliyordu.
Sonra, şu da ilginçtir ‘cins şair’ Sait Faik’, edebiyat ve duyarlık dünyasında bir oğul, bir halife yani bir ardıl bırakmamıştır nedense. Öncülü ve ardılı olmayan bir yazar!
Hele yeni kuşaklarda, gençlerde, ((Attila İlhan’ın sıkı deyimiyle “sabun köpüğü çocuklarıdır bunlar!”)) ‘cins şair’e Sait Faik’in düşünce ve ‘idrak’ dünyasında da bu ‘sabun köpüğü kuşağa’ en ufak bir yer yoktur. Bizim meramımız başka, onların meramları çok başkadır! Zaten Sait Faik yaşarken, onların, babaları kendisini ‘kavun acısı yalnızlığı’yla yapayalnız bırakabilmişlerdir. Hem de göz göre bırakabilmişlerdir. Sait Faik’in meramı da, insanları ve insan ilişkilerini ele alışı da gerçekten şimdiki gençlerden çok başkaydı. Şimdi, 1992’de, sözde ona sahip çıkar gibi gözüküyorlar ama ne gezer! İçten ve özden değiller. Bir sahtekârlık taşıyorlar. Sait Faik, belki moda olduğu için böyle bir kurnazlığı seçmiş olabilirler. Gerçekte kendi yaşadıkları hayatta hiç ve hiçbir zaman bir Sait Faik yoktur! Uzaktan Sait Faik’in benzerlerine bile yüz vermiyorlar.
Sait Faik’in, gizli ya da açık kış mekânlarını yazmayı sürdürüyorum:
Tabii öncelikle ünlü LAMBO meyhanesi. Nevizade Sokağı’nda bir köşede. Şimdi biraz büyültülmüş ve içki satılıyor yalnızca.
Orhan Veli’yle Nihat Hanım’ın (Fıratlı) zaman zaman buluştukları bir koltuk meyhanesi. Yalnız pencerenin yanında iki kişinin şöyle biraz oturacak iki yeri var, o kadar. Herkes ayakta. Oraya Sait Faik, Peyami Safa, Mina Urgan, Oktay Rifat, Melih Cevdet, Cahit Irgat, Naim Tiralı, Mücap Ofluoğlu, Cavit Yamaç., geliyor. Sonraları, Edip Cansever, Muzaffer Buyrukçu filan da gelmiş.
Mösyö Lambo, tezgâhın arkasında, vakit buldukça; Gogol, Dostoyevski, Puşkin, Tolstoy okuyor Ruscasından. Ama borçları deftere yazmayı da savsaklamıyor.
Bana yıllar sonra, naiv ve gerçekten ilginç ressam Fahir Aksoy; Sait Faik’in orada Lambo’da bir büyük kavgasını anlatmıştı. O zamanlar hemen hemen bütün tartışmalar soyut ve olmayacak şeyler olurdu genellikle.
İşte Sait Faik’in aslan gibi kükreyerek bağırması ve susmaması orada geçmiştir. Bir gece Peyami Safa da vardır. Yine soyut bir konu tartışması sürdürülüyor içkiler içilirken. Sözgelimi, Paris’te Louvre Müzesi (ya da Sarayı) yanıyor. “Ünlü resim Mona Lisa’yı mı kurtarırsınız: yoksa orada bulunan küçük bir çocuğu mu?”
(…) Peyami Safa, “ben olsam bu durumda Mona Lisa’yı kurtarırdım!” diyor.
Sait Faik ise Peyami Safa’nın bu sözüne karşılık olarak, aslanlar gibi kükreyerek ve bas bas, yüksek sesle, bağırarak ve hatta biraz da Peyami Safa’nın üzerine yürüyerek: “Hayır, ben o çocuğu kurtarırdım!” diyormuş. Büyük bir ağız dalaşı! Sait Faik ayağa kalkmıştır. Mösyö Lambo tezgâhından çıkarak onları ayırıyor, yani daha doğrusu araya giriyor: “Yapmayın, etmeyin çocuklar!” diyerek…
Yıllar sonra, nedense, Mösyö Lambo bu koltuk meyhanesinde bir ortakla birlikte bir kadın ayakkabısı dükkânı açtı. Ve iflas etti. Ve kendini tavana asarak intihar etti. Bunun şiirini Oktay Rifat yazmıştı, hangi kitabında var bu şiir şimdi bilmiyorum. Ve Lambo’nun karşısında Lefter’in Meyhanesi. Kambur Panayot laterna çalardı. 1964’de bando mızıkayla Yunanistan’a gönderilmişti Lefter. Bizim kuşağın çok gittiği bir meyhaneydi ve ucuzdu.
Büyük Ziba ile Küçük Ziba (…). Ucuz. İlk kez Cihat Burak’ı oraya Sait Faik götürmüştür 1946’da. Bir kapıya tekmeler filan atmış Sait Faik.
Bursa Sokağındaki İşkembeci. Şimdi Ahududu Sokağı oldu.
Diamandi meyhanesi. Hammalbaşı caddesinde. İngiliz Konsolosluğu karşısı.
Panayot meyhanesi. Şimdi yine çalışıyor. Ondan ucuzu yoktur. Müşterilerinin hemen hemen hepsi hep hapishaneye girip çıkmıştır.
Anadolu Geçidi. Kuyumcu Franguli ile Fuat Uzkınay Sokağı arasında. Sait Faik Fikret Ürgüp’le oradaki birahanede buluşurmuş.
Rumeli Hanı’nın içersinde bir kahve, gizli. Ama İstiklâl caddesine ve Alkazar, Saray, Şark, Ar, Melek, İpek, Yıldız, Lale, Atlas, Aynalı, Şık ve Elhamra sinemalarına yakın.
Ve Cumhuriyet meyhanesi. Sahne sokağı ile Kalyoncukulluğu Caddesi’nin kesiştiği köşededir. 1933’den beri Cihat Burak’ın, Sait Faik’in, Orhan Veli’nin.. Edip Cansever’in.. vs.nin mekânıdır. Şimdi biz de (…) Cihat Burak’la, Sezer Tansuğ’la, Gülsün Karamustafa’yla, Özay Erkılıç’la, Turgay Özen’le, Ufuk Üsterman’la, Mithat Şen’le, Mustafa Irgat’la, Feryal Çeviköz’le, Yaşar Çubuklu’yla zaman zaman akşamları Cumhuriyet meyhanesine gidiyoruz.
Sait Faik’in daha bir dolu kış mekânları vardı tabii: Eftalikos, Degüstasyon, Çiçek Pasajı, Maya Sanat Galerisi.. filan gibi. Ama şimdilik bu kadar yeter.

Ece Ayhan
Arkitekt Dergisi, 1992, Sayı:3, s. 94- 99

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com