Nis
30
2014
0
Nis
30
2014
0

“Ey şaşmaz matematikler!” (Lautréamont)

moldoror2

Moldoror’un ikinci şarkısından… Selâhattin Hilâv çevirisiyle bir bölüm…
Bkz: http://issuu.com/adabeyi/docs/moldoror

*

Hamişler:

1. Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

2. Evvel Fanzin’in issuu alanı indeksine http://evvel.org/issuuindeksi.pdf  adresinden ulaşabilirsiniz.

Yaziyi gonderen in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Nis
29
2014
0
Nis
28
2014
0

İstanbul Kent Savunması’ndan 1 Mayıs Çağrısı

istanbul-biziz-620x350

“Ezcümle, varlığımız şehirle birlikte tehdit  altında…”

İstanbul Kent Savunması’ndan 1 Mayıs Çağrısı;
http://www.baskahaber.org/2014/04/
istanbul-kent-savunmasndan-cagr-bu.html

*

Yaziyi gonderen in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Nis
28
2014
0

19. şampiyonluğumuz armağan olsun onlara…

hep19

“giydiler o formayı, öptüler o armayı,
senin için kanarya, yazdılar hep adını, senin haklı davanı,
19. şampiyonluğumuz armağan olsun onlara;
Ali İsmail’e, Burak Yıldırım’a, Ahmet Atakan’a,
19. şampiyonluğumuz armağan olsun onlara;
Fatma Abla’ya, Mümtaz Amca’ya, Selçuk Yula’ya…”

 Fenerbahçe söyledi son sözü;
“HAKLIYDIK, KAZANDIK!”

(…)birgün girsek biz mezara/ gözümüz kalmaz arkada
evlâdıma miras bu sevda!  (…)

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
27
2014
0

Sait Faik’ten Çeşitli Anketlere İlginç Cevaplar -2-

BİZDE YAZAR NE YER, NE İÇER?

-Sizce bir yazar ne kadar kazanmalıdır?
Sait Faik: Hiç olmazsa bir nahiye müdürü kadar.

-Ciddi bir yazar bu parayı yazıları ile kazanabilir mi? Eğer kazanabilirse nasıl?
S.F.: Gayri ciddi bir yazar kazanır.

-Eğer kazanamazsa, nasıl bir iş tutmalıdır?
S.F.: Bence şoförlük, potin boyacılığı, balina satıcılığı gibi işler. Yahut da deniz yollarında bilet toplamak.

-Yazarın enerjisini harcaması sanatı için zararlı mı, faydalı mı olur?
S.F.: İşine göre. Daha çok, zararlıdır.

-Devlet veya hususi müesseseler yazara daha fazla yardım etmeli midir?
S.F.: Etmemeli. Ederse veriştirmesine katlanmalı.

-Bu problemler karşısında kendi durumunuzdan memnun musunuz? Hayatını kalemiyle kazanmak isteyen gençlere vereceğiniz bir öğüt var mı?
S.F.: Bu işi bizim valde hallediyor. Otuz kuruş, birinci nevi sigara. Üç kahve 25’den 75, iki yemek asgari 4 lira, giyim kuşam babadan ve anadan olmak şartıyle, yılın altı ayında sigarasız ve kahvesiz kalmak isteyen yazsın.

Vatan Gazetesi, Sanat Yaprağı, 2 Ağustos 1953

Açık Hava Oteli
Hazırlayan: Muzaffer Uyguner, Bilgi Yay., 1980, 1.Baskı, s. 200-201

Hamişler:

-Ayrıca bkz: http://evvel.org/cesitli-anketlere-sait-faikten-ilginc-cevaplar-1

-Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
27
2014
0

running wild: “BADpoetry” webzine

bir göğün ağzından kaçırdığı hikâyedir bu;
ilik kadar yakın, soluk kadar uzak.
bir yıldızın patlamasıyla küle çalan perdeler,
pencere tuz buz,
sessizliği döndüren pikap ve gözlerinden başka her şeyi
avuçlarına bırakıp ortadan kaybolan masumniyet.
göğe kafa tutabilecek tüm komplo teorilerinin,
kafayı bulup sızdığı ocak. ölümüne anlamını
bağışla elindeki kibritin ve geride bıraktığın şairi yak.

(…)

Müslüm Çizmeci

 

10268476_673191636088009_6244668375505417672_n

Evvel Fanzin’in yakın dostlarından Müslüm Çizmeci ile BADpoetry taifesi,
şiir-işitsel ve sert bir projeyle imgelemi genişletiyor…
bkz:  http://www.badpoetry.info

*

Nis
26
2014
0

evvel fanzin Instagram’da…

 EVVEL Fanzin’in Instagram alanı:
http://instagram.com/evvelfanzin

instagram-logo-icon

EVVEL Fanzin’in Instagram alanı:
http://instagram.com/evvelfanzin

Yaziyi gonderen in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Nis
25
2014
0

Ece Ayhan’ın Şiirlerinde Mitolojik ve Masalsı Ögeler (Dr. Erdoğan Kul)

Mitoloji, hem Batı edebiyatında hem de Türk edebiyatında şairlerin yer yer yöneldikleri bir alandır. Yalnızca klasik şairlerin değil, kimi modern şairlerin de bu alanın verimlerinden yararlanarak şiirsel anlatımlarına bir tür zenginlik kazandırdıkları görülür. Kuşkusuz, mitolojik ögeler gibi masalsı ögeler de şiirsel imgelem için yeni açılım olanakları sunar. Çağdaş Türk şiirinde bu ögeleri şiirlerine taşıyan adlardan biri olan Ece Ayhan, onları kendine özgü bir tarzda işlemesiyle dikkati çeker. (Dr. Erdoğan Kul)

Dr. Erdoğan Kul’un bu sıkı araştırmasının tam metnine http://www.ussuz.com/2014/04/ece-ayhanin-siirlerinde-mitolojik-ve-masalsi-ogeler/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Ece Ayhan” başlıklı ilgilerin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
25
2014
0

Sait Faik’ten Çeşitli Anketlere İlginç Cevaplar -1-

KİMLER BEĞENİLİYOR?

-Devlet adamı olarak kimi beğeniyorsunuz?
Sait Faik: Hiç kimseyi beğenmiyorum.

-Takdir ettiğiniz parlamenter kimdir?
S.F.: Bilmiyorum.

-Fıkracı?
S.F.: Vâlâ Nurettin.

-Şair?
S.F.: Herhalde Yahya Kemal değil. Melih Cevdet.

-Hikâyeci?
S.F.: Orhan Kemal

-Sahne san’atkârı?
S.F.: Hepsinden nefret ediyorum.

-Perde san’atkârı?
S.F.: ……………

-Ses san’atkârı?
S.F.: Hiçbirini dinlemem. En korkuncu Celal Şahin.

-Karikatürist?
S.F.: Hepsini severim.

-Röportaj muharriri?
S.F.: Yaşar Kemal.

-Beğendiğiniz romancı?
S.F.: Osman Cemal’den başka kimseyi tanımıyorum.

İnci Mecmuası, 29 Aralık 1952

Açık Hava Oteli
Hazırlayan: Muzaffer Uyguner, Bilgi Yay., 1980, 1.Baskı, s. 193-194

Hamişler:

-Ayrıca bkz: http://evvel.org/cesitli-anketlere-sait-faikten-ilginc-cevaplar-2

-Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Nis
24
2014
0
Nis
23
2014
0

Özgür Bir İmgelem: “Codex Seraphinianus” (Luigi Serafini, 1976)

codexseraphinianus1

Biliniyor; E V V E L fanzin sularındaki poetika çalışmaları kapsamında “imgelemin özgürleşmesi” kavramı ve bu kavramın alan derinliği üzerine birçok paylaşım, araştırma ve inceleme gerçekleştirdik.  Şimdilerde, özgür imgelemin en sıkı örneklerini paylaşmaktan gurur duyuyoruz. 1976 yılında İtalyan sanatçı Luigi Serafini tarafından hazırlanan “Codex Seraphinianus” adlı eser “özgür imgelem” kapsamındaki büyük ve sıkı salınımlardan biri… Bu albüm-kitap, 2000’lerden beri çeşitli ülkelerde yayımlanıyor ve koleksiyonerlerin kütüphanesindeki en değerli, en popüler parçalardan birini oluşturuyor. Codex Seraphinianus‘un 2013 yılında “Rizolli” tarafından gerçekleştirilen yeni baskısı için Maria Popova’nın kaleme aldığı bir inceleme yazısını -İngilizce olarak- http://www.brainpickings.org/index.php/2013/10/29/codex-seraphinianus-rizzoli/ adresinden okuyabilirsiniz.

*

Codex Seraphinianus‘un 371 sayfa uzunluğundaki
2005 tarihli ABBEVILLE baskısının tamamına aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:

http://issuu.com/eyat/docs/luigi.serafini.-.codex.seraphinianu
http://issuu.com/pauloverano/docs/luigi.serafini.-.codex.seraphinianu
http://issuu.com/webshare/docs/luigi-serafini-codex-seraphinianus
http://issuu.com/dylan_k/docs/luigi.serafini.-.codex.seraphinianus

*

codexseraphinianus7

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden, “gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne ise http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden erişmek mümkün…

Nis
23
2014
0

Şimdi Sevişme Vakti: “Marikula” (Fethi Karakaş)

(…)
Doldurursun bütün bu sahili Marikula
Çıplak dizlerinde ağları ördüğün zaman
(…)

Sait Faik

İlk baskısı 1953 yılında “Yenilik Yayınları” tarafından gerçekleştirilen ve Sait Faik’in tek şiir kitabı olan “Şimdi Sevişme Vakti”ndeki desenleri Fethi Karakaş çizmiş. Kitapta yer alan “MARİKULA DOĞUR” adlı şiir için Fethi Karakaş’ın gerçekleştirdiği çizim aşağıdadır:

marikula

Fethi Karakaş’ın “Marikula” çizimi

*

“Şimdi Sevişme Vakti” adlı kitabın kapak görüntüsü (Yenilik Yay., 1953)

*

 

1. Hamiş: Kitapta yer alan bir başka Fethi Karakaşdesen için bkz: http://evvel.org/fethi-karakasin-bir-deseni

2. Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sait Faik ” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
23
2014
0

Buluntu Şiir: Evime Dönüyorum (Sait Faik, 1928)

Sait Faik, 1920’lerin sonuna doğru “Meşale” dergisine üç adet şiir gönderir. Şiirler -nasılsa, nasıl olduysa!- yayımlanmaz. Sait Faik’in ilk şiirleri diyebileceğimiz bu ölçülü örnekler pek bilinmez ve Sait Faik’in “Şimdi Sevişme Vakti”(1.Baskı, Yenilik Yay.,1953 ve -ölümünden sonra yayımlanan- 2. Baskı, Varlık Yay., 1958) adlı tek şiir kitabında da yer almaz. Paylaşalım:

EVİME DÖNÜYORUM…

Adımım düşünüyor… Anlatılmaz ki sözle;
Bin bir ateşten dilli yangınken sönüyorum…
Bir harabe yüzüyle, balmumundan bir gözle,
Sararmış caddelerden evime dönüyorum.

Düşmüş yanına eli, bir tutam buğday gibi.
Bir çocuk uyuyordu işportanın başında;
Avizeler yakıyor caddeler saray gibi;
Bir anne dizi hâli kaldırımın taşında.

İçimden: “ört!” dediler, örtüverdim üstünü
Bir çuval parçasının çıplağı belirince.
Vuruyor fenerlere şimdi, ağaran günü,
Ne gece… Ne canından bıkmış hiddetli gece…

Sait Faik

“EVİME DÖNÜYORUM…” adlı şiirin devam niteliğinde bir  çeşitlemesi daha vardır:

(…)
Şimdi döğüşüyoruz gecelerle, taş taşa…
(…)
İşlek bir cadde gibi sabahla sönüyorum,
Kapanmayan gözümle, kapanmayan yaramla,
Kızaran caddelerden evime dönüyorum.

Sait Faik

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Sait Faik ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
22
2014
0

“Beş Adet İsmail” (Hayalet Oğuz)

Futuristika taifesi ilginç bir Hayalet Oğuz (Oğuz Haluk Alplaçin) öyküsü paylaşmış:
http://www.futuristika.org/hayalet-oguz-bes-adet-ismail/

Nis
22
2014
0

Gabriel Garcia Marquez’le Konuşmalar (Plinio Apuleyo Mendoza)

(…)
Plinio Apuleyo Mendoza:
Kitaplarındaki çıkış noktan nedir?

G. Garcia Marquez: Görsel imge. Sanırım diğer yazarlar için bir kitap bir düşünceden, ya da bir kavramdan gelişir. Ben bir imgeyle başlarım her zaman. En iyi kısa öyküm saydığım Salı Günü Siesta, siyahlar giyinmiş, siyah şemsiyeli bir kadın ve genç bir kızı güneşin alnında, terkedilmiş bir kasabada yürürlerken gördüğüm zaman doğdu. Yaprak Fırtınası‘nda imge, torununu cenazeye götüren yaşlı bir adamdı. Albaya Kimseden Mektup Yok‘da çıkış noktası, Barranquilla’da pazarın açılışını bekleyen bir adamdı. Adam bir çeşit sessiz endişeyle bekliyordu. Yıllar sonra Paris’te kendimi aynı endişeyle bir mektup -herhalde bir para havalesi- beklerken buldum, ve o adamın anısıyla özdeşleştim.

Mendoza: Yüzyıllık Yalnızlık’da hangi görsel imgeyi kullandın?

Marquez: Bir çocuğu sirk harikası gösterilen buzu seyretmeye götüren yaşlı bir adam.

Mendoza: Bu deden Albay Marquez miydi?

Marquez: Evet.

Mendoza: Bu olay gerçekten oldu mu?

Marquez: Tam olarak değil, ama gerçek bir şeyden esinlendi. Aracata’da küçük bir çocukken, dedemin beni sirke, tek hörgüçlü deveyi göstermek için götürdüğünü anımsıyorum. Başka bir gün dedeme buz denen şeyi merak ettiğimi söylediğimde, beni muz şirketine götürüp donmuş tekir balığı sandığını açmalarını ve birini avucuma koymalarını rica etti. Bütün Yüzyıllık Yalnızlık bu imgeyle başladı.

Mendoza: Yani iki anıyı biraraya getirdin ve kitabın ilk cümlesini yazdın. Tam olarak nasıldı?

Marquez: Yıllar sonra, idam mangasının karşısında, Albay Aureliano Buendia babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o uzak öğleden sonrayı anımsayacaktı.
(…)
Mendoza: Bir romanı yazmak çok süre alıyor mu?

Marquez: Gerçekten yazmak için almaz. Çok hızlı bir süreçtir işin yazma kısmı. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha az bir sürede yazdım. Fakat daktilomun başına oturmadan önce kitap hakkında düşünmek onbeş-onaltı yılımı aldı.
(…)

“Marquez’le Konuşmalar”dan..
Plinio Apuleyo Mendoza, Çev: Şen Süer-Hilmi Bitim, Metis Yay., 1983

Nis
21
2014
0

Tacizler Ve Ödüller (Andrei Voznesenski)

bir şair hoşnutsuz olamaz,
ihtiyacı yoktur ödüllere ve üne.
bir yıldızı yerleştiremezsiniz,
siyah ya da altın bir çerçevenin içine.

bir yıldızı öldüremezsiniz
değerli bir taş, bir ödül ya da benzerleriyle
bir yalakanın çıkardığı fırtınaya katlanacaksa da
yas tutar onun yeteri kadar kudretli olmamasına

müzik ve ilhamdır asıl olan
ne şöhrettir ne de taciz etmek onu.
en büyük güçleri dünyanın, gözden düşer,
şairler onları geri çevirdiğinde.

Andrei Voznesenski, 1978
Çev: Duygu Gündeş-Zafer Yalçınpınar

Nis
21
2014
0

Balık Kavağa Çıkınca (A. Voznesenski)

Sizi artık sevmeyeceğim güzel hanımefendi
İki Pazar günü, ardı ardına gelse de aynı haftada,
birdenbire açsa güller, açsa güller her bir tarafta,
bir karatavuğun yumurtaları kadar mavi renkteki.

Evler dikili durursa bacaların üzerinde,
bir fare başlarsa hoş bir şekilde şakımaya,
sosisli sandviç yemeye çalışırsa sahibini,
ancak o vakit düşünürüm seninle evlenmeyi.

Andrei Voznesenski
Çev: Duygu Gündeş-Zafer Yalçınpınar

Nis
20
2014
0

Sait Faik’ten Bedri Rahmi’ye Bir Soru: “Sen hiç Ziba mahallesi diye bir yer duydun mu?” (1954)

Sait Faik’in 1954 yılındaki vefatının ardından, aynı yıl birçok edebiyat, kültür-sanat dergisi ve gazetede Sait Faik’i yâd etmek -malesef bazıları da ‘hesabı, bakiyeyi, olumsuz söylentileri, eleştirileri kapamak’ (misal, Yaşar Nabi)- amacıyla çeşitli yazılar kaleme alındı, özel dosyalar yapıldı. Bu yazıların içerisinde yer alan anılardan en güzelleri Bedri Rahmi’nin kaleminden çıkmış. Bildiğim kadarıyla Bedri Rahmi Eyüboğlu, biri Cumhuriyet Gazetesi’nde diğeri de resmi bayramlarda yayımlanan Bayram Gazetesi’nde olmak üzere iki yazı kaleme aldı. Bedri Rahmi bu yazılarda, Sait Faik’le yaşadığı ilginç olayları (belki de hovardalıkları) Sait Faik’in benzersiz mizacına doğru yakınsayarak, yani Sait Faik’in “sivil insan” diyebileceğimiz özellikleriyle birlikte paylaşmış… 17 Mayıs 1954 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Bedri Rahmi’nin kaleme aldığı “Sait için…” adlı yazının tam metniyle Bülent Kale’nin “newalaqasaba” adlı mekânında karşılaştım. (bkz: http://newalaqasaba.wordpress.com/2011/11/18/sait-faik-105-yasinda/) İşbu yazıdan ilginç bir bölüm/hikâye aşağıdadır:

(…)
İçkiyi henüz kesmediği günlerden bir gündü. Beyoğlu’nda buluştuk. Bana,

―Sen hiç Ziba mahallesi diye bir yer duydun mu? ―diye sordu.

Böyle bir yerden haberim yoktu. Beyoğlu’nun yan sokaklarından birisine saptık. Kasımpaşa’nın Kurtuluş taraflarına uzayan yollarından geçtik. Vakit gece yarısını geçmişti. Hiç bilmediğim karanlık sokaklardan sonra gayet patırtılı birkaç kahve, birkaç meyhane arasında karar kıldık. Kahvelerden birisinde Sait’in ahbapları seslendiler. Ağır kamyon şoförlerine benziyorlardı. Bütün hallerinde uzun yolların hantal arabaların, belâlı yolculukların izleri vardı. Sait’i uzun zamandan beri tanımamış olsalar onunla bu kadar rahat konuşamazlardı. Masalarına yaklaştık. Bize gayet cömert ikramda bulundular. Sonra yandaki kahvelerden birisine geçtik Sait,

― Bak ―dedi―, ha bu uşaklar senun memleketludurlar…

Kırk beş elli yaşlarında bir adam kemençe çalıyordu. Onun yanıbaşında yedi sekiz yaşlarında bir çocuk aynı gayretle kendi kemençesini işletiyordu.

Bir Karadeniz havası ki sorma gitsin. Bütün mahalle ortasından koca bir testereyle ikiye bölünüyor sanırdınız. Yaşlı kemençeci kahvenin sahibiymiş, o kalktı. Onun kemençeyi kestiğinin farkına bile varmayan küçük habire kemençenin yayına çekiştiriyor, akla, hayale gelmeyecek sesler çıkarıyordu. Meğer küçüğün vazifesi sadece babasının sazına azamî gürültü çıkararak katılmakmış! Sait bir tablo seyreder gibi çocuğu seyrediyor, ikide bir,

― Vay anasını be!… Ulan bu sadece gürültü çıkarıyor, hiç bir şey çaldığı yok! ―diyordu.

Ziba mahallesinden Beyoğlu’na döndüğümüz zaman saat gecenin üçünü geçmişti. Beyoğlu’nda her yer kapalı idi. Yalnız bazı dükkânların kepenkleri altından ışık sızıyordu. Sait bunlardan birisine kabaca bir tekme attı. Kepenk aralandı. Girdik. Gene demin Ziba’da rastladığımız insanlara benzeyen kalender insanlar içki içiyorlardı. Sait bana bunları adlarıyle ve çoğunun adlarının başına, sonuna küfürler katarak tanıştırdı.

Taksim’de ayrılırken şafak söküyordu.

İçki yasağına kadar, yani altı, yedi sene evveline kadar Sait’in hayatı ufak tefek duraklarla bu tempoda işledi sanıyorum.

İstanbul’u, karış karış biliyordu. İstanbul’u turist gibi değil, yerlisi gibi değil; polisi, jandarması, bekçisi gibi değil, babasının evi gibi, cebinin içi gibi biliyordu.

İstanbul yedi tepeye kurulmuş derler, bu tepelerden sekizincisi de Sait’in kurduğu tepe olmalı. İstanbul’u Sait’in dilinden, Sait’in eserinden tatmamış olanlar, istedikleri kadar yerlisiyiz desinler, Sait’i okumadıkça Sait’in dilimize getirdiği ışıkla İstanbul’u kana kana seyretmedikçe, doğup büyüdükleri memlekette birer turist olarak yaşıyorlar demektir.
(…)

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Cumhuriyet Gazetesi, 1954


Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz. Bedri Rahmi başlıklı ilgiler ise şu adreste: http://evvel.org/ilgi/bedri-rahmi

Nis
20
2014
0

Sait Faik, Orhan Veli ve Nâzım Hikmet Heykelleri (Çağdaş Erçelik)

Çağdaş Erçelik’in edebiyat ve şiir kapsamlı sıkı yontularından çok etkilendim. Erçelik’in eserlerinde, Egon Schiele’nin duygulanım içeren dokularını, Abidin Dino’nun çizgisinin gücünü ve Zühtü Müridoğlu’nun zarif uzanışını birlikte(eşanlı olarak) görüyorum.

Tüm sıkı yontuculara ve sanatseverlere Erçelik’in eserlerini incelemek için şu adreste yer alan  web sitesini “şiddetle” öneriyorum: http://cagdasercelik.blogspot.com.tr

 

sfaik

“Sait Faik”

*

orhanvelli

“Orhan Veli”

*

nhikmet
“Nâzım Hikmet”

*

bkz: http://cagdasercelik.blogspot.com.tr

*

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel