Tem
31
2012
0

Bilgi… (O. Aruoba)

(…) “Denebilir ki ‘tek doğruyu bulabilirsem, tartışmayı, eleştiriyi bir kenara bırakıp, işleri daha çabuk, daha iyi görebilirim.’ Bu, temelinden çürük bir düşüncedir. Çünkü bilgi, kendisini tek doğru saymağa başladığı anda, bilgi olmaktan çıkar. Bilgi tarihi, ‘tek doğru benim’ demeğe başlamış bilgi sistemlerinin yıkıntılarıyla doludur. Kendini tek doğru saymağa başlamış bir sistem, yapabileceğinin sınırına ulaşmış, tükenmiş demektir; bu noktada da yobazlaşma başlar. Oysa bilgi tarihi, sonu olmayan bir akıştır, dur-durak tanımayan bir ilerlemedir. Bu yol üstünde varılan her nokta, daha ileriye gideceklerin yolunu açar; dayanılan her duvar, geleceğe açılacak bir kapıdır. Ancak bu yol açıcılığı başarabilen bilgi, sahici bilgidir; ancak başka bilgilere kapı olabilen bilgi, bilgi olma işlevini yerine getirebilir. Bilgi yolunun son durağı yoktur, çıkmaz sokağı yoktur. Bilgiye bir son durak bulmağa çalışan tutum ise, onu kendi çıkmaz sokağına sokar —farkında değildir ki asıl çıkmaza giren, kendisidir. Kendini tek doğru sayan bilgi, kanıya dönüşür, yobazlaşır, zorbalaşır; ama sonunda yeni bilgiye yenik düşer, yıkılır, kırılır, geride kalır. Kapı olmak istemeyen duvar, yıkılmağa mahkumdur.” (…)

Oruç Aruoba
“Özerklik Üzerine”,  Arayış Dergisi, Sayı: 19, 1981

1. Hamiş: Hatırlattığı için Ali Rıza Esin’e teşekkür ederiz.

2. Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Oruç Aruoba ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
31
2012
0

“Niyetim, yazı yazmak bile değildi. Balığa çıkacaktım.”

(…) Niyetim, yazı yazmak bile değildi. Balığa çıkacaktım. On kuruşa kahve, yirmi kuruşluk köylü cigarası içecektim. Kaybettiğim her şeyi; insanlığı, cesareti, sıhhati, iyiliği, dostluğu, alın terini, sessizliği yeniden bulacak; belki yeniden bir adam olmasam bile bir temiz hayatın içinde hayran, meyus ve mahcup ölümü bekleyecektim. Aklıma ara sıra esen yazmak arzusunu, arzusunu değil kötü huyunu, bu tek kötü huyu muvaffakiyetler, şöhretler düşünmeden, “düşünürsem allah canımı alsın!” düşüncesiyle yeniden bulabilirsem, kalemsiz kâğıtsız dağlara fırlayacak, balığa çıkacaktım. Yazmayacaktım. Biliyordum ki, insanlar beni pek sevmeyeceklerdi. Bir adam ki onlar gibi değildir. Balığa çıkacak olsam, “Koca evi barkı var. Ne bok yemeye balığa çıkar? Deli midir nedir? Pay da almaz” diyeceklerdi. “Baba fırını has çıkaran enayi, çalışmıyor, bereket ki anası var, yoksa satar savar, sürünür” diyeceklerdi. Hiçbir zaman yeniden damla damla, dakikalari duya duya, sıkıla patlaya; rüzgârı, balığı, denizi, ağı, seve seve, ölümü beklediğimi bilemeyeceklerdi.(…)

Sait Faik, 1952
“Haritada Bir Nokta” adlı hikâyesinden…

Hamişler:

Hikâyenin tam metnine http://www.insanokur.org/?p=9592 adresinden ulaşabilirsiniz.

Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sait Faik” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
31
2012
0

“ve gerekirse o bir tek gün için bütün bir ömrü gözden çıkartırız…”

“Bizler bir gün daha Fenerbahçeli olarak yaşamak için hayata bağlanırız ve gerekirse o bir tek gün için bütün bir ömrü gözden çıkartırız…”

Tarihi Konuşma’nın tam metnine http://www.fenerbahce.org/icerik/haber/30050/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tamamına http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
30
2012
0

Açık Radyo’da: İlhan Mimaroğlu üzerine…

Murat Meriç, İlhan Mimaroğlu’nu ve müziği anlatmaya devam ediyor…

Açık Radyo’da gerçekleşen söyleşilerin kayıtlarına http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=30203&cat=100 adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
29
2012
0

Söyleşi: Ferit Edgü ile… (2008)

Mutlu DEVECİ: Edebiyatla tanışmanız nasıl ve ne zaman gerçekleşti? İlk etki kaynaklarınızdan bahseder misiniz?

Ferit EDGÜ: Sanat alanın merkezi durumunda olan bir kentte/ İstanbul’da yaşamanın verdiği kolaylıklarla çok erken yaşlarda okumaya ve yazmaya başladım. Sanat çevrelerine de böylece girmiş oldum. Örneğin, Sait Faik’i tanıdığımda lisede öğrenciydim. Attila İlhan’ı, Salah Birsel’i, hemen ardından Melih Cevdet’i daha sonraları benim ilk yazılarımı yayınlayacak olan Vedat Günyol’u, lise öğrencilik yıllarımda tanıdım. Bütün bu kişilerin arasında beni en çok etkileyen Sait Faik olmuştur. Bunu birçok kez dile getirdim. Bir daha dile getirmiş olayım: Biz 1950 kuşağının, özellikle öykücülerinin, Sait Faik’ten geldiğimize inanırım. Dostoyevski’nin o ünlü sözü: “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan geliyoruz.” Biz de kanımca, Sait Faik’den geliyoruz. Neden? Çünkü biz genç yazarlar yazmaya başlarken gereksinimini duyduğumuz yenilik tohumlarını Sait Faik’te bulduk. Neydi bu yenilik tohumları? O estetikle etiği birbirinden ayırmayan bir sanat anlayışı. Ne toplumu, toplumsalı; ne bireyi ve bireyseli göz ardı etti öykülerinde. Böylece ilk kez, toplum ve birey, düş ve gerçek, onun öykülerinde bir araya geldi. Özellikle ölümünden bir ay önce yayımlanan “Alemdağ’da Var Bir Yılan” kitabında bunun en güzel örneklerini verdi.
(…)

M.D.: Dil ile söz ayrımı için ne dersiniz? Ayrıca, günlük dil ile şiir dili arasında fark olmalı mıdır?

F.E.:  Şair, kamunun sözcüklerini kullanır. Ama öylesi bir imge yaratır ki o sözcükler kamunun malı olmaktan çıkar. Hattâ anlamları da sözlükteki anlamları olmaktan çıkar. Buna şairin sözü demek kanımca doğru olur. Bu, halk ozanı olan Karacaoğlan için de geçerlidir, Melih Cevdet için de.
Sokak Türkçesi, günlük dil, herkesin konuştuğu dille biz yapıtlarımızı kuramayız görüşüne karşıdır çağdaş Türk şiir dili ve modernitesi. Kimi zaman büyük yenilikler küçük bir ayrıntıdan doğar. O güne değin insanlar, “Ah! Onu görmüştüm” der, ama bunu bir şair, bir ressam ortaya koyduktan sonra diğerleri görür. Orhan Veli ve arkadaşları bir devam olmak istemediler.
(…)

Ada Dergisi, Sayı:10, 2008

 

Hamiş: Söyleşinin tam metnine http://www.edebiyathaber.net/ferit-edgu-ile-sanat-edebiyat-ve-dil-uzerine-bir-soylesi/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
28
2012
0

exdergi, “7” dedi.

Tüm zamanların sıkı maksatlı özgür neşriyatı exdergi,
Tamu’z sıcağında -haklı olarak-  “7” dedi…
Bkz: http://exdergi.com/dergi/exdergi-7/

 

Tem
27
2012
0

Bir desen…

Mukadder Kırmızı‘nın bir deseni…

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “imzalı” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Yaziyi gonderen in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Tem
26
2012
0
Tem
25
2012
0

ikili deli…

Biricik-mu,
ben, sana, “çok üzülürüz” dememiş miydim?

Zy

Tem
23
2012
0

William Blake ve “Gece-Düşünceleri” (1745-1795)

Edward Young, “Gece-Düşünceleri” (Night-Thoughts) adlı uzun şiirini 1745 sularında kaleme alıyor… 50 yıl sonra (1795’te) William Blake, bu sıkı şiir için çizimler/ilüstrasyonlar hazırlıyor ve Blake’in eliyle şiir yeniden canlanıyor… Bkz: http://50watts.com/Night-Thoughts-of-William-Blake

 

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
22
2012
0

Kadıköy’ün Kendini Anlatan Tamu’z Kafası

Amy’nin anısına…

*

“Mach 1”
Sevim Burak’ın anısına…

*

Ece’nin anısına…

Fotos: Zy

Ayrıca bkz: Kendini Anlatan

Tem
21
2012
0

Ver Lefter’e 3…Temmuz 2012

Sıkı Fenerbahçe taraftarının Fenerbahçe Spor Kültürü’ne yönelik özgür
neşriyatı  “Ver Lefter’e”, 3. sayısıyla Temmuz 2012’de yayında…

“Kara deryalarda bir FENERsin,
Senin ışığınla yürüyoruz.
Biz, bu karanlık yolun sonunda,
Doğacak güneşi görüyoruz.”

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
21
2012
0

Sergi– JOHN’ CAGE” (18 Temmuz-5 Eylül 2012)

JOHN’ CAGE”

18 Temmuz – 5 Eylül 2012 / Kuad Galeri

Süleyman Seba Caddesi, No: 52 Akaretler, Beşiktaş
www.kuadgallery.com

Lynn Criswell, Peter Downsbrough, Esther Ferrer, Tom Johnson, Stéphane La Rue, Teoman Madra, Sarkis, Michael Snow, Taldans | Mustafa Kaplan – Filiz Sızanlı, Su-Mei Tse, Peri Sharpe & Tolga Tüzün, Ilgım Veryeri Alaca

20. yüzyılın en orijinal bestecilerinden John Cage’in 100. yaşı dünyanın her köşesinde kutlanıyor. Kuad Galeri de “Fluxus 50″ sergisinin hemen ardından bu öncü sanatçıyı anmak amacıyla çeşitli disiplinlerden sanatçıların katıldığı bir sergi düzenliyor.

Cage’in çalışmalarının dökümünü çıkarmaya kalkıştığımızda başka hiçbir sanatçıda göremeyeceğimiz, şaşırtıcı biçimde birbirine eklemlenen bir çeşitlilikle karşılaşırız. İlkin bestecidir elbette; ama sadece sesleri, sessizlikleri, gürültüleri bestelemekle yetinmez, asıl hüneri karşılaşmaları, dostlukları, rastlantıları bestelemektir. Schönberg’ten dersler almış, sonrasında kendi tarzında çok uzaklara gitmeyi bilmiştir. Yolu Robert Rauschenberg ve Jasper Johns’la kesiştiğinde her birini ayrı ayrı etkileyen o uzun süreci hemen öngörebilmiştir. Merce Cunnigham, Morton Feldman, David Tudor ve Christian Wolff’la azılı dostluklar kurmuş, Buckminster Fuller, Marshall McLuhan gibi vizyonerlerle fikir tokuşturmuştur. Marcel Duchamp’la karşılaşması belki de yapıtı üzerinde en büyük etkiyi bırakandır: Ondan üçe kadar saymayı ve bekar kalmayı öğrenmiştir.

Cage ilgi duyduğu her şeyi yapıtına davet etti. Dersler verdi, kitaplar yazdı, konuşmalar yaptı, performanslar sergiledi; başta Fluxus sanatçıları olmak üzere birçok kuşağı derinden etkiledi.

Kuad Galeri’deki sergiye katılan sanatçıların neredeyse tamamı ilk kez aynı mekanda yan yana geliyor. Michael Snow daha önce Centre Pompidou’da sergilenen bir ses yerleştirmesiyle katılıyor sergiye; Sarkis doğrudan Cage’e gönderen neonlu bir işiyle yer alacak; Peter Downsbrough her zaman olduğu gibi yine mekana müdahale ediyor; Esther Ferrer iki Eric Satie portresi gönderdi; Cage’in öğrencilerinden Tom Johnson notasyon desenleriyle katılıyor; Su-Mei Tse siyah-beyaz bir fotoğraf seçti Cage için; Stéphane La Rue’den Morton Feldman kağıtları geldi; Teoman Madra altmışlarda yaptığı ışık oyunlarını sergileyecek; Peri Sharpe ve Tolga Tüzün Fontana Mix‘e gönderen interaktif bir iş üretti; Lynn Criswell keçe üzerine yaptığı bir çalışmayla yer alıyor sergide; Taldans’ın eski bir egzersiz videosunu izleyeceğiz; Ilgım Veryeri Alaca bir sanatçı kitabı hazırlıyor. Ayrıca, serginin son günlerinde galeri mekanında çeşitli etkinlikler, performans gösterileri, ve 4 Eylül’ü 5 Eylül’e bağlayan saatlerde küçük bir konser gerçekleştirilecek.

Kesintisiz Avangard sergisiyle yola çıkan Kuad Galeri, Fluxus sanatçılarının hemen ardından, John’ Cage” başlıklı sergiyle “çizgi”yi sürdürüyor.

***

John Cage için: davul tozu, minare gölgesi

Nichi nichi kore ko nichi: Her gün, güzel bir gündür. Kapı açılır, kapı kapanır, bir bulut geçer, mantarlar büyür… Bir şeyler olmuştur, bir şeyler olmaktadır. Cage oldum olası anekdot anlatmayı sever (4’33″).

Müzik yazmak duyulur ve duyulur-olmayan sesleri (sessizlikleri) yeniden icat etmektir. Çağırın onları, kendiliğinden gelenleri sakın geri çevirmeyin, tekrar tekrar değiştirin yerlerini, bırakın üst üste binsinler, alt alta düşsünler, yeni komşuluklar kurun aralarında, mesafeler açın… dünyaya evet demek için fazladan bir şey yapmanıza gerek yok, karşınıza çıkan, sizi kendine çeken her titreşimin peşine düşün, yeter: kaosmos.

I Ching, I Chance, I Change…
Hazır nesne, hazır piyano, hazır zen…
John Cage 100 yaşında.

Söyleyecek bir şeyi yoktu, onu da söyledi, söylüyor…

A. Gültekin

Tem
20
2012
0

“Yalçınpınar, kendini yazmaya devam ediyor hâlâ!” (2005-2012)

Kimse kusura bakmasın…
“Yalçınpınar, kendini yazmaya devam ediyor hâlâ!”

 

Z. YALÇINPINAR E-Kitapları (2005-2012):

 

DADALIada (2012)
http://bit.ly/dadaliada

Poetika 2012 Uzgörü Çalışması (2012)
http://j.mp/poetika2012

50 Yılın Ardında; “İkinci Yeni” (2011)
http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/ikinciyeni2011.pdf

Bakmak/ İlhan Berk (Dergilerdeki Yazıları) (2011)
http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/ilhanberkbakmak.pdf

Kızgın (2011)
http://zaferyalcinpinar.com/kizgin.pdf

yeniŞ (2010)
http://zaferyalcinpinar.com/yenis.pdf

Taş Uçak Şiir Sergisi (2009)
http://zaferyalcinpinar.com/tasucakta.html

Durgun (2009)
http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/durgun.pdf

ŞiiŞ (2006)
http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/siis.pdf

Çalgıdönüm (2005)
http://zaferyalcinpinar.com/calgidonum.pdf

Tem
18
2012
0

1926-2012: “İlhan Mimaroğlu”

Murat Meriç’in yazısı…

Bkz: http://birdirbir.org/kara-tren-ilhan-mimaroglu-1926-2012/

“İlhan Mimaroğlu için en olmadık yerde bir sigara yaktım
ve kendimi dinledim.”  Zy

*

Tem
15
2012
0

(Küçük) Fikret Kırcan’a acil şifalar diliyoruz.

“30’lu yıllarda Fenerbahçe SK Futbol Takımı”

Sağdan üçüncü: (Küçük) Fikret Kırcan
Soldan beşinci: Yaşar Yalçınpınar

(Yalçınpınar Ailesi Arşivi’nden…)

*

Santrfor Yaşar Yalçınpınar‘la aynı yıllarda/kadroda çubuklu formayı onurla taşıyan -ve siyah çoraplılardan- (Küçük) Fikret Kırcan’a acil şifalar diliyoruz…

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün açıklaması aşağıdadır:

“Futbolcu, teknik direktör ve yönetici olarak Fenerbahçemize uzun yıllar hizmet eden, ‘Küçük Fikret’ lakabıyla Türk Sporunun efsaneleri arasına giren ve geçtiğimiz günlerde solunum yetmezliği ve kalp rahatsızlığı nedeni ile hastaneye kaldırılan Fikret Kırcan’ın tedavisi sürüyor.

1934’te, 14 yaşında giydiği Fenerbahçe formasını 22 yıl başarıyla taşıyan Fikret Kırcan’a, kaldırıldığı yoğun bakım ünitesinde geçici kalp pili takıldı. Fikret Arıcan ile aynı dönemde futbol oynadığı için ‘Küçük Fikret’ olarak da anılan Fikret Kırcan’a, önümüzdeki günlerde kalıcı kalp pili takılacağı bildirildi.

Sağlık durumunun iyiye gittiğini öğrendiğimiz Fikret Kırcan’a acil şifalar diliyoruz.”

Tem
14
2012
0

1. Lefter Kupası’nı Heybeliada kazandı…

Adalar Müzesi’nin düzenlediği organizasyon 7-8 Temmuz tarihleri arasında Barsamyan Stadı’nda gerçekleştirildi. Sembolik olarak dört adanın (Kınalıada, Burgaz, Heybeliada, Büyükada) takımları arasında yapılan maçlarda Lefter’in Adalı ve İstanbul’un çeşitli semt ve kulüplerinden arkadaşlarının yanı sıra İstanbul kulüplerinin veteran oyuncularından seçilmiş Lefter dostları da bulundu.

Günün ilk maçında üçüncülük dördüncülük karşılaşması Kınalıada ile Burgaz takımları arasında yapıldı. Normal süresi 3-3 biten karşılaşmada Burgaz’ı penaltılar sonrasında 6-5 mağlup eden Kınalıada, organizasyonu 3. sırada tamamladı.

1.Lefter Kupası’nın final maçı ise Büyükada ile Heybeliada arasında yapıldı. Büyükada’yı 3-1 yenen Heybeliada 1. Lefter Kupası’nın sahibi oldu.

Final maçının ardından ödül törenine geçildi. Kupayı Heybeliada takımına Yönetim Kurulu Üyelerimizden Mustafa Serdar Erkan ile Lefter Küçükandonyadis’in eşi Stavrini Küçükandonyadis ve eski futbolcularımızdan Selçuk Yula verdi. Galatasaray eski başkanlarından ve aynı zamanda sembolik olarak Heybeliada takımının kaptanı olan Alp Yalman, kupayı Lefter müzesine bağışlayacaklarını söyledi.

Tem
13
2012
0

2002: Ece Ayhan’ın Ardından… (L. Müldür, İ. Yılmaz, Ü. Oskay)

Bkz: http://birdirbir.org/ece-ayhanin-ardindan/

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Ece Ayhan” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
12
2012
0

“Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir”

“Erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan”

(…) Yaptıklarımı, ettiklerimi savunmuyorum burada; düşüncemin “iktidar”a geçmesini istemedim hiçbir zaman çünkü. Yalnızca, “şiir”in öyle kitaplarda, kitaplarınızda yazıldığı gibi olmadığı, doğrusu olamayacağıdır (…) “Son biçim”ini alıp almadığını anlamak sorununa gelince, şiirin, buna neden “son öz” denmemiş olduğunu da düşünüyorum, izin verin de bir kömürün bir elmasa dönüşmüş olduğunu artık anlayalım! Bir şiir kıpırdanıyorsa, deviniyorsa sonra ermiş demektir; sözgelimi herhangi bir şey eksikse kıpırdanmaz! Ustalar şunu çok iyi anlayacaklardır; şiir tam bir avadanlıktır, tarihsel bir avadanlıktır! (…)
Tekin değildir şiir pek, iyi gözle bakılmaz ona, taş atar durup durduğu yerde çok dalgalara; çünkü şiir, bir yerde, gerçeğin de yedilmesidir; yani, ortaya konuşuyorum, şiir gerçeği yeder.
İşte böylesi bir olumsuz yeri vardır şiirin toplumlarda. Sonuçlayarak diyebilirim ki, bir toplumda yeri olmayışı onun yeridir. (…)

ECE AYHAN

Ece Ayhan İlgileri İndeksi 2007-2012: http://bit.ly/eceindeks

Ayrıca bkz: 2012 Sularında; Ece Ayhan Çağlar Adası

 

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz. “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesi ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinde bulunuyor.

Tem
10
2012
0

Ece Ayhan İlgileri/Buluntuları İndeksi (2007-2012)

Ece Ayhan İlgileri İndeksi
2007-2012

http://bit.ly/eceindeks

*

Ayrıca bkz: 2012 Sularında; Ece Ayhan Çağlar Adası

*

Tem
10
2012
0

12 Temmuz 2012’de, Ece Ayhan Çağlar Adası’na doğru…

12 Temmuz 2012’de, Ece Ayhan Çağlar Adası‘na doğru…
https://www.facebook.com/events/452352414798275/

“Hay Hak! Ece Ayhan ölmemiş, dom!”

*

2012 Sularında; Ece Ayhan Çağlar Adası:
http://bit.ly/eceayhanadasi

*

Tem
10
2012
0

Türk Dili Dergisi’nde Yayımlanan Ece Ayhan Şiirleri Listesi (1954-1980)

Üç Gencin Kalbi / Islak
Sayı: 29  Şubat 1954  Sayfa: 291

Bakışsız Bir Kedi Kara
Sayı: 109  Ekim 1960  Sayfa: 64

Kılıç  
Sayı: 121  Ekim 1961  Sayfa: 17

Kargabüken
Sayı: 123  Aralık 1961  Sayfa: 161

Tem
09
2012
0

“Ben tek başına yürüyen bir kediyim” (William S. Burroughs)

http://birdirbir.org/ben-tek-basina-yuruyen-bir-kediyim/
William S. Burroughs

*

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel