Eyl
29
2011
1

Ön-Hazırlık: “Okumalar, okumalar, okumalar…” (29/9/2011)

E V V E L’in sahici dostları ve sıkı takipçileri,

Yeni Sinsiyet Tipolojisi’ne ve söz konusu tipolojinin enstrümanlarına karşı verdiğimiz mücadelenin önümüzdeki dönemde (Eylül 2011-Haziran 2012) çetinleşeceği haberini, 26 Eylül 2011 tarihinde E V V E L Fanzin sayfalarından ve sosyal medya platformlarından “herkese” duyurduk. (Bkz: http://evvel.org/yerden-goge-kadar-duyurulur-basliyoruz)

Geçtiğimiz on yılda peydahlanan yayıncılık ve edebiyat istismarlarına -haysiyetsizliğe, hilebazlığa, fetbazlığa, liyakatsızlığa, muhterisliğe, editör olmayan editörlere, şair olmayan şairlere, ödül olmayan ödüllere, dergi olmayan dergilere, yayınevi olmayan yayınevlerine- karşı çıkarak oluşturduğumuz cephede kendimizi içeriksel, eylemsel ve hukuksal açıdan “yerden göğe kadar haklı” gördüğümüzü, sahici edebiyatın ve sıkı şiirin savunusunda sonuna kadar mücadele edeceğimizi açıkça bildirdik. Önümüzdeki dönemde, Yeni Sinsiyet kavramı etrafında çeteleşenleri ve işbu çetenin icra ettiği hileleri, sahtekârlıkları, yayıncılık istismarlarını yaşanan olaylarla, belgelerle, sorularla, kavramlarla, analizlerle ve hepsinden önemlisi “isimleriyle” birlikte ifşa edeceğiz.

Bugüne kadar “Yeni Sinsiyet” üzerine yazdığım yazılarda kavramsal açıklamalara, çıkarımlara ve mevcut kötücül ortamın bilişsel ayrıntılarına yer vererek “Yeni Sinsiyet” başlığının çerçevesini işaret etmeye çalıştım. Şiir-şair-editör-yayınevi ilişkilerindeki hilelerin ve sahtekârlıkların ayrıntılarını, taraflarını, çeşitli yazışmaları, kurumları, belgeleri ve isimleri ifşa etmeyi pek düşünmedim. Ancak, bugünkü merhalenin geleceği biçimlendirişindeki ciddiyet, Yeni Sinsiyet çetesinin muhterisliği ve sergilenen haysiyetsiz tavırlar fikrimi (iyi niyetimi) değiştirdi. Önümüzdeki dönemde tüm arkaplanıyla birlikte işbu çetenin mensuplarının isimlerini, yaşanan olayların tarihlerini, taraflarını ve belgelerini, tanıklıklarını ve tavırlarını “ateşli bir sabır” eşliğinde, üşenmeden, tek tek ifşa edeceğiz.

Söz konusu ifşaat ve içerdiği tartışmalar, tanıklıklar, ayrıntılar, analizler, belgeler -yani her şey- “DAVALI” adını verdiğimiz E V V E L Fanzin başlığının altında derli toplu olarak yer alacak ve gelişmeler doğrultusunda sürekli güncellenecek. DAVALI başlığına her daim şu adresten ulaşabilirsiniz:

http://evvel.org/ilgi/davali

Yeni Sinsiyet tipolojisini, şiir ve edebiyat dünyasında yaşanan olayları, hileleri, aktörleri, ilişkileri ve bunlara karşı 2006 yılından beri verdiğimiz mücadelenin ayrıntılarını (yani önümüzdeki aylarda gerçekleştireceğimiz ifşaatı) doğru bir şekilde kavrayabilmeniz ve anlamladırmanız amacıyla bazı yazıları bir “Ön-Hazırlık” şeklinde okumanız çok faydalı olacaktır. Bu yazıları -kronolojik olarak- aşağıda dikkatinize sunuyorum:

İLK/TEPKİSEL YAZILAR (2008-2010)

1/ “Editörcülük Oynamak”
Şubat 2008, S Gazetesi(gaSte), Sayı:111
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i15.html

2/ “Damperli Ödül Furyası ve Saygınlık Cukkalamak”
Mayıs 2008, S Gazetesi(gaSte), Sayı:113
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i17.html

3/ “Şaircilik, Yazarcılık Oynayanlar ile Oynamayanlar”
Ağustos 2008, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i19.html

4/ “Yıllık Geyiği”
Mart 2010, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i20.html

 

YENİ SİNSİYET ÜZERİNE KAVRAMSAL YAZILAR (2010-…)

1/ “Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları”
12 Nisan 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i21.html

2/ “Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin ‘Biz’ Söylemi ve Retorik Arsızlığı”
26 Eylül 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i22.html

3/ “Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı”
Ocak 2011, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i23.html

4/ “Yerli Edebiyat Üzerine…”
Mart 2011, Karga Mecmua
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/k23.html

 

ÖZGEÇMİŞLER (…-2011)

1/ “Özgeçmiş”
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/d1.html

2/ “Edebiyat Geçmişime Baykuş Bakışı”
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/baykusbakisi.html

Haysiyetimiz ve “insan” oluşumuz, bizim en sahici gücümüzdür. Bana (bendenize) ne olursa olsun, başıma ne gelirse gelsin E V V E L’e duyduğunuz inancı, hakikat yolundaki kalb ve vicdan duruşunuzu “gözünüz gibi” korumanızı diliyorum.

Hepinizi hakikatin gönül ateşiyle, yani “ateşli bir sabırla” selamlıyorum.
Sahicilikle…

Zafer Yalçınpınar
29 Eylül 2011 / İstanbul

zaferyal@gmail.com
www.evvel.org
www.zaferyalcinpinar.com

Eki
12
2010
0

Fahri Şişeler

“Bizden başka herkes fahri şişedir burda” diyor Londra ikametli Feyyaz Kayacan ve  Ahmet Haşim’in söyleyemediği üç dizeyi kaydediyor: “Akşam, akşam, yine akşam / Bu dem göllere / bir kamış atsam.”

Hatay Meyhanesi Defterleri’nden…

Yaziyi gonderen in: Buluntular (Efemeralar),Takıl |
Tem
19
2010
0

Teknemizin adı “Livar”…

Teknemizin adı Livar
adada kırlangıca çıkar…

Bkz; http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/blog/?tag=livar

Foto: Sy

Yaziyi gonderen in: Takıl | Etiketler: , ,
Haz
02
2010
0

Bir “Renklem” Olarak “Favela”

Bkz: http://www.archdaily.com/62689/favela-painting/

 

Hamiş: Jeroen Koolhas and Dre Urhahn’ın boyamaları bana “Renklem” kelimesini icat ettirdi. (Zy)

May
21
2010
0

Bir çağrışım…

“sürgün yeri burası” diyor
iki sokağın arasında
____________bir lamba

(…)

“sünger gibi çeker içine seni burada zaman” diyor
suların altında
_________bir masa
(…)

Çağrıştıran: Zy
Tamamlayan: Aylin Güven

Yaziyi gonderen in: Takıl | Etiketler:
May
01
2010
0

1 Mayıs 2010 itibariyle “Edebiyat Geçmişime Baykuş Bakışı”

Bkz: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/baykusbakisi.html

(…)

“Yeni Sinsiyet” olarak adlandırdığım tutum ve tavırların, 2010 yılıyla birlikte belirginleştiğini, kavramlaştığını ve geniş kitlelere yayıldığını görüyorum. Şimdilerde, garabet ortamının yerini cehalet ortamına bırakmasının ardından, kendine saraylar kurmaya çalışan o “muhteris tipolojisi” kabul görmeye, geçerlik kazanmaya başladı. Hakikatten uzaklaşmış ve -evet- böylesine “kötüleşmiş” bir ortamda “edebiyat” dediğimiz şey, sahici özeliklerini, birleştiriciliğini, canlılığını, yaşamla olan organik bağlarını, evrenselliğini ve tüm şiirselliğini hızla kaybediyor. Yani, fetbazların imtiyaz, gaddarlık ve iktidar yandaşlığı doğrultusunda karakterize olduğu günleri yaşıyoruz artık… Tüm bunlara rağmen, 2010’un Ocak ayında yayımlamaya başladığım 491 adlı neşriyat, ortamdaki mevcut kötülüklerin bende yarattığı hicap duygusundan sıyrılışımın ve tüm bunları elimin tersiyle bir kenara itişimin, yani, verili cehalet ortamını, cehalet tipolojisini kabul etmeyişimin en önemli örneğidir. Diğer örnekler ise “Adabeyi” adlı uzun öykümü yazmaya devam etmem ve yeniden, özenle,  sessizliğin dilbilgisini incelemeye koyulmamdır.

Öncesi için bakınız: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/baykusbakisi.html

Mar
30
2010
0

Eyvallah (Arzu Öztürk)

Öyleyse tamam. Öyleyse durak lambalarının altında ışıyan yalnızlığa çoktan hoş gelmiş, çoktan hoş bulmuşlar kıyametinde sarımsı bir titrekliğe, mecburluğa, eyvallah…
Es geçmiş rüzgarlara inanmamak vakti ki ölen zamanlara ağlamaklığım yüz bulmadı, hatrı(m) bile kalmadı yürek ağrılarında. Ne tez bir bahar vakti oysa kış henüz geçip gitmemişti başımdan. Kar yangını sızılarım henüz dinmemiş, üzerime yağmalanan beyazlıklar henüz erimemişti.  Penceremin tozlu perdesini araladığımda dışarıda kırlar yeşillenmiş, böcekler çiçeklere doğru uçuşa geçmiş, güneş uyku mahmurluğu ile günaydın deyip uyanmıştı çoktan. Dedim ey bahar seninle kucaklaşma vaktimizde bu ne tezat, hey hat geçmiş gün bahar eteklerinde davetkar kokular getirirdi. Ve ben hangi kelebeğin renginde kanatlanacağımı hesap etmez, birkaç günlük ömrümü böylesine başıboş tüketmezdim.
Şimdi ruhum yeni bir doğuma direniyor. Kapılarını kırdığım hasretler söküldükleri yerlerde boşluklarıyla cereyan ediyor. Hiçbir kelam zincir kırmıyor, hiçbir duvar örtbas etmiyor kendini. Kalmıyor dilin kemiksiz yanı, o da kan, o da bir et parçası. Ruha bürünmüş bir beyhudelik değil yaşanan, ötesinde sade bir soluk nefes, bir direnç nehri boylu boyuna uzanan. O yüzden dilsizlik bile daha masum, kederler küstah, kırılan kolları hiçbir alçı tutmuyor. Acı intikamını ürediği yerden alıyor; çoğalıyor, yayılıyor,  büyüyor, kabalaşıyor, inatlaşıyor, başa çıkılmıyor. Her daim kendi bildiğini okuyor okuyor ve yazıyor.. Geçilmiyor sesinin öfkesinden, kulakları sağır eden bir uğuldama vızır vızır vızır bir yere konsa da sussa artık diyorum; kanımı çekmesine razıyım. Baş dönmesi yaratan hırsız zamanın çalıntılarında tekrar ve tekrar birikmişliğim gebe kalmıyor, rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başladığım günleri dua tutmuyor. Yazma(k)lığım annemin al yazması gibi durmuyor, eğreti tutuyorum başımın üzerinde oyalarında kırık iğne yüzlerce ve yüzlerce kez batıp çıkıyor. Bir desen doğuyor bir cümbüş doğuruyor sonunda ama o cümbüşe ritim tutturamıyorum.
Öyleyse tamam, öyleyse dediğin gibi olsun. Karşılaşmamış cümleler hesabında defterimizde yer kalmamış demek ki, bir anlam aradığımız sözlüklerde tanıdığımız bütün harflerin sıralanışı bildiğimiz gibi olmamış. Bu beklemeler bu beklentiler nöbetini bir bir bir sayarken, ne saat tutmazlığı ne takvim tutmazlığında ödeşilmiş bir şey olmamış. Soyu tükenen aşkların açtığı çıkmaz sokaklarda eril ergin bir ilenme.
Bir başına salaş ve savruk meyhanelerde hiç kelam etmeden oturup dururken açmazları açtığıma, yıkmazları yıktığıma, gitmezleri gittiğime oh olsun! Kaçkınlar, kıranlar, kırgınlar, kızgınlar adına kalemime devşirdiğim bunca zahmetlere oh olsun! Yıkılsın ne varsa ardında kalanlarla, ben bin kez daha yıkar bin kez daha yaparım.  Şafak kızıl saçlarını gökyüzüne dağıtırken, sökerken sema eteklerini dağlardan, güneş ile ay’ın karşılaşmalarına bin kez daha hayretle bakarım. Gocunmam ne aşktan ne ayrılıktan hepsine bir ömürlük şiir daha yazarım.
Yorana yorulana birbirinin sesinden ses yapmış o bildik şarkılara, şahanlara, yılmazlara ve durmazlara selam olsun. Mor bir rengin içinde tünek oluşturduğum, sana da kalmaz diyen dervişlerin dünyasında sırra alem durduğum, hey hak için yine de vardır sebebi diye diye söylene söylene avuttuğum tüm düşlerimi uyanık tutma hakkına nail oldum. Bedenimi taşıdığım kaldırımlarda, gördüğüm köşe başı yalnızlıklarda kendimi bulduğum, kendimden korktuğum, kendimden kovulduğum, kendiliğimi unuttuğum, yıkana yıkana arındığım sularda hala hayat bulduğum sabaha Merhaba…

Öyle olsun…
Öyleyse tamam. Öyleyse geçtik ışıkları…

Arzu Öztürk
25.03. 2010

Yaziyi gonderen in: Takıl |
Mar
20
2010
0

Oturan… (by Rad)

“Oturan” by Rad

Ayrıca bkz:  http://sabrettin.deviantart.com

sabrettin.deviantart.com
Mar
15
2010
0

Deniz

“Deniz, ehil bir kasaptır.”

Duygu Güles

Yaziyi gonderen in: Takıl |
Mar
15
2010
0

Gerçeklik…

“Gerçeklik? Yığınların yellenmesi.”

Samuel Beckett
(Dünya ve Pantolon’dan…)

Yaziyi gonderen in: Takıl |
Şub
27
2010
0

Sokakta…

By edok

*

Öncelikle bkz: http://www.edoksokakta.tumblr.com

Ayrıca bkz: http://aktifkollektif.blogspot.com/

Ve en son bkz: Takma Göz

*

Yaziyi gonderen in: Takıl | Etiketler: , ,
Şub
18
2010
0

Sokakta…

 

“Ece Ayhan, yoksulluğunu hep unuturdu.” (İlhan Berk)

By Rad

*

Ayrıca bkz:  http://sabrettin.deviantart.com

Şub
10
2010
0

Düşünemiyorsunuz demektir…

Bu günlerde aklınız karışık değilse, iyi düşünemiyorsunuz demektir.

Irene Peter

Yaziyi gonderen in: Takıl |
Ara
31
2009
0

Hepsinden…

(…)
Hepsinden teker teker nefret ettim.
(…)

Jack Kerouac
“Yolda”

Yaziyi gonderen in: Takıl |
Kas
22
2009
0

“Takma Göz” çıktı!

Takma Göz, 2009 yılının Kasım ayında çoğaltılmış bir sayılık, bir sayfalık, bir şiirlik, bir fanzindir. Ece Ayhan’ın şiir kitaplarına girmeyen  “Takma Göz” adlı bir şiirinden oluşmaktadır. Takma Göz, Yeni Ufuklar Dergisi’nin 1956 yılında yayımlanan 31. sayısında bulunmuştur. Şiiri bulup, buluşturan Zafer Yalçınpınar’dır. Takma Göz, bir Kadıköy tribidir. “Evvel Fanzin” ile “Khalkedonista” işbirliğinin cakasıdır. Copyleft’tir. Fanzine http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/takmagoz.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

***

***

Kas
02
2009
0

Kaldırım Kenarı Çiçeği

Turgut Berkes’in Kerim Çaplı’ya ithaf ettiği Kaldırım Kenarı Çiçeği’nin videosudur…

Taife sıkı çalışmış.

Eki
25
2009
0
Eki
18
2009
0

Baş ağrısı gibi…

(…)Tarihlendirilen zamanın dışına kaçmak istiyorlar.(…)Zaman baş ağrısı gibidir, unutmazsan geçmez, ağrıya bırakacaksın kendini. (…)

Latife Tekin
“Gümüşlük Akademisi”, Nisan Yayınları, 1997

Eyl
05
2009
0

Zor…

(…)

Bu iş zor Yonca
Çünkü insanlar yıllar boyunca
Hiç soru sormadan durur

(…)

Bülent Ortaçgil

Yaziyi gonderen in: Takıl |
Ağu
20
2008
1

“LİVAR” adlı tekne…

Zafer Yalçınpınar -Marmara Adası – 2008

Yaziyi gonderen in: Duyurular, Tartışmalar,Takıl | Etiketler: ,
Tem
15
2007
1

Ali Enver Ercan kimdir?

Yukarıdaki fotoğraf Enver Ercan’ın “Eksik Yaşam” adlı çok eski bir şiir kitabının (belki de ilk şiir kitabının) arka kapağıdır. Arka kapakta Enver Ercan’ın fotoğrafının altında bir de özgeçmişi var:

“1958’de İstanbul’da doğdu. Lisedeyken bazı nedenlerden dolayı okulu bırakmak zorunda kaldı. Şimdi bir şirkette satış elemanı olarak yaşam savaşını sürdürüyor.”

Enver Ercan, yaşam savaşını şu an Varlık Dergisi’nin editörü, Yasakmeyve ve Komşu Yayınları’nın sahibi ve Türkiye Yazarlar Sendikası’nın başkanı olarak sürdürüyor.

Ayrıca Bakınız:

TYS Askısı:

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/blog/?p=284

Ali Enver Ercan dersini almamış;

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/blog/?p=280

TYS, bir halay takımının çalgısı olmamalıdır; http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/blog/?p=264

Hz. Müptezel ile ikinci karşılaşma;

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/blog/?p=261

Oca
08
2007
0

çok gezen…

Bir atasözü;

“Çok gezen terlik eve bok getirir.”

Yaziyi gonderen in: Takıl |
Ara
24
2006
0

Kar Marşı Ulan!

 http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/karmarsi.jpg

tıklayın , okuyun…

Yaziyi gonderen in: Takıl |
Kas
28
2006
0

Papa’nın Gelişi

Papa’nın gelişi için alınan güvenlik önlemlerinden ve güruhun merakı yüzünden İstanbul altüst olacak bugün…

Şu durumda şöyle düşünmüşüm;

“Papa’yı İstanbul’dan koruyacaklarına, İstanbul’u Papa’dan korumak daha akıllıca olurdu.”

Yaziyi gonderen in: Takıl |

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel